English-Turkish translations for hit:

vurmak, vuruş, vurucu · çarpışmak, çarpan · vurma · olmak · varmak · basmak · isabet · darbe · bulmak · infaz · çıkış · saldırmak · tetikçi · suikast · taş · etkilemek · isabet ettirmek, isabet etmek · dikkatsizce · başarı · dövmek · tokat · şans · üzmek · ulaşmak · hedefe isabet ettirmek · uymak · other translations

hit vurmak, vuruş, vurucu

Yeah, well, maybe he is a really good kid, but he still hit Bob at least once.

Belki de gerçekten iyi bir çocuktur ama en azından bir kere de olsa Bob'a vurdu.

He hit a guy and the guy is missing a couple of teeth.

Bir adama vurdu, ve şimdi adamın bir kaç dişi eksik.

Did you hit her again?

Yine mi vurdun ona?

Click to see more example sentences
hit çarpışmak, çarpan

Anyway, your Grandpa hit him with the car and brought him into the house.

Her neyse, büyükbaban ona araba ile çarptı ve sonra onu eve getirdi.

That thing hit you pretty hard.

O şey sana çok sert çarptı.

I think he hit something.

Sanırım bir şeye çarptı.

Click to see more example sentences
hit vurma

No, no, please don't hit me!

Hayır, yapma! Lütfen bana vurma!

Please don't hit me!

Lütfen bana vurma!

Okay, call me names, but don't hit me!

Tamam, bana bir şeyler de ama vurma bana!

Click to see more example sentences
hit olmak

Yeah, well, maybe he is a really good kid, but he still hit Bob at least once.

Belki de gerçekten iyi bir çocuktur ama en azından bir kere de olsa Bob'a vurdu.

Goddamn it, hit him!

Lanet olsun! Vur onu!

Damn it, Tommy, you hit a cop.

Lanet olsun Tommy. Bir polise vurdun.

Click to see more example sentences
hit varmak

I think something else might have hit him, too.

Sanırım ona çarpan başka bir şey daha var.

There's just one thing, though you hit me again, I'll kill you.

Bir şey daha var bana bir daha vurursan, seni öldürürüm.

D'argo, before the last blast hit us, is there anything you remember?

D'argo, son darbe bizi vurmadan önce, hatırladığın bir şey var mı?

Click to see more example sentences
hit basmak

Just a little ruckus, and the pilot hit the alarm.

Sadece küçük bir sarsıntı oldu, ve pilot alarma bastı.

Boyd Crowder's Oxy clinic was hit this morning.

Boyd Crowder'ın Oxy kliğini basıldı bu sabah.

Hit that horn again!

Bir daha bas o kornaya!

Click to see more example sentences
hit isabet

'Oh, that is a huge hit.

Ah, bu büyük bir isabet.

I've seen only two or three hits out there!

Ben sadece iki veya üç isabet gördüm!

Not a single bullet hit them.

Tek bir kurşun bile isabet etmedi.

Click to see more example sentences
hit darbe

This isn't a hit.

Bu bir darbe değil.

We took a huge hit.

Büyük bir darbe aldık.

Oh, another hit.

Başka bir darbe.

Click to see more example sentences
hit bulmak

We have hit something real important!

Gerçekten önemli bir şey bulduk!

We only got one hit.

Sadece bir tane bulduk.

And you got a hit.

Ve bir şey buldun.

Click to see more example sentences
hit infaz

That's a lot of money for a simple hit.

Basit bir infaz için çok büyük para.

And Daisy Parker, Hit List.

Ve Daisy Parker, İnfaz Listesi.

And the Tony goes to Daisy Parker, Hit List.

Ve Tony sahibi Daisy Parker, İnfaz Listesi.

Click to see more example sentences
hit çıkış

Yeah. No hits yet, but I thought it was a good idea.

Evet, henüz bir şey çıkmadı ama iyi bir fikir olduğunu düşündüm.

Man, hyde, first a new dad, now a new sister it's like you hit the orphan lottery.

Hyde, önce yeni bir baba, şimdi yeni bir kız kardeş sanki yetim loto'su sana çıkmış gibi.

Let's hit the road. Okay.

Hadi çıkalım yola Tamam

Click to see more example sentences
hit saldırmak

And then something hit us, something

Ve sonra bir şey bize saldırdı, çok

It's too big to hit and too well guarded.

Saldırmak için çok büyük ve çok da iyi korunuyor.

Boyd Crowder hit back.

Boyd Crowder geri saldırdı.

Click to see more example sentences
hit tetikçi

Hit Girl"and" Big Daddy

Tetikçi Kız ve Koca Babacık.

Shooter fired five times, hit him four times.

Tetikçi beş kere ateş etmiş, onu dört kere vurmuş.

And you're Hit-Girl!

Tetikçi Kız'sın sen.

Click to see more example sentences
hit suikast

This hit is an easy one for him.

Bu suikast onun için kolay bir şey.

It's a hit squad.

Bu bir suikast timi.

First the deaf kid, now a hit.

Önce sağır çocuk, şimdi de suikast.

Click to see more example sentences
hit taş

Rock must have hit it.

Bir taş çarpmış olmalı.

ls someone hitting this door With a rock?

Biri kapıya vuruyor Bir taşla?

Throw a rock in any direction, you'll hit three cartels.

Herhangi bir yöne doğru bir taş at üç kartele çarparsın.

Click to see more example sentences
hit etkilemek

Hitting me to impress her. That's That's real nice.

Onu etkilemek için bana vurmak bu gerçekten hoş.

But seeing him laying there, it just hit me.

Ama onu orada yatarken görmek beni etkiledi.

Bailey's suicide hit him hard.

Bailey'nin intiharı onu çok etkiledi.

Click to see more example sentences
hit isabet ettirmek, isabet etmek

Direct hit, but the target is still moving, sir.

Tam isabet, ama hedef hâlâ hareket ediyormuş efendim.

Not a single bullet hit them.

Tek bir kurşun bile isabet etmedi.

A tear gas grenade hits Yisrael.

Gaz bombası Yisrael'e isabet ediyor.

Click to see more example sentences
hit dikkatsizce

Now listen carefully and hit.

Şimdi dikkatlice dinle ve vur.

Don't hit him! Watch his face!

Ona vurma yüzüne dikkat et.

Careful now, don't hit the accelerator.

Dikkatli ol. Gaz pedalına basma.

Click to see more example sentences
hit başarı

If I'm doing a fake movie, it's going to be a fake hit.

Eğer ben sahte bir film çekiyorsam bu sahte bir başarı olacak.

Ted's greatest hits.

Ted'in büyük başarıları.

Why would Korbell order a hit after an unsuccessful raid?

Korbell başarısız bir baskının ardından neden cinayet istesin?

hit dövmek

I said I'll hit him!

Onu ben döverim dedim!

No, I'll hit him because you are too lenient!

Hayır, onu ben döveceğim! Sen çok yumuşaksın!

hit tokat

Hit her, slap her.

Vur ona, tokat at.

She hit you, slapped you.

Sana vurdu, tokat attı.

hit şans

You hit the lottery with Ben, and that's great, but not everybody's so lucky.

Sen, Ben ile turnayı gözünden vurdun ve bu harika ama herkes bu kadar şanslı değil.

hit üzmek

Maybe an earthquake was about to hit.

Belki de bir deprem olmak üzereydi.

hit ulaşmak

It's already received over a million hits and retweets.

Şimdiden bir milyon hite ve retweet'e ulaştı.

hit hedefe isabet ettirmek

Direct hit, but the target is still moving, sir.

Tam isabet, ama hedef hâlâ hareket ediyormuş efendim.

hit uymak

Damage matches your hit-and-run.

Hasar, vurup kaçma olayına uyuyor.