English-Turkish translations for hole:

delikli, delik · hol · çukur · delik açmak · boşluk · in · yuva · karadelik · tünel · deliğe girmek · kovuk · deliğe sokmak · oyuk · gedik · kazmak · saklanmak · other translations

hole delikli, delik

Look, I wake up every day and I feel okay but there's something missing. Like a Like a hole.

Her gün mutlu bir şekilde uyanıyorum ama sanki bir şey eksik, sanki bir delik var gibi.

What does Sheldon Cooper and a black hole have in common?

Sheldon Cooper ile bir kara deliğin ortak noktası nedir?

Well, there's a hole on the top and no hole on the bottom.

Pekala, üstünde bir delik var ve altında bir delik yok.

Click to see more example sentences
hole hol

I mean, here, at the Trevor Holden show, we only have time for one person's problems.

Demek istediğim burada Trevor Holden şovdayken sadece bir kişinin problemleri için vaktimiz var.

Holden is a complete stranger to him.

Holden onun için tam bir yabancı.

That's my sister Skylar and her boyfriend Holden.

Bu benim kız kardeşim Skylar ve erkek arkadaşı Holden.

Click to see more example sentences
hole çukur

Your mountain isn't high enough, and there isn't a hole deep enough.

Dağ yeterince yüksek değil. Yeterince derin bir çukur da yok.

You think something dug this hole, laid the egg, and then just left it?

Sence bir şey bu çukuru kazdı, yumurtladı ve sonra da gitti mi?

Another minute, we'd have been digging a hole for you.

Bir dakika daha geçseydi senin için bir çukur kazıyor olurduk.

Click to see more example sentences
hole delik açmak

Come on, boy, make a hole for Daddy.

Hadi oğlum, baban için de bir delik .

Meanwhile, take this bar and make me a hole

Bu arada şu demiri al da, bir delik .

Mr. George Hearst, who is now the hotel's owner, put the hole in that wall.

Bay George Hearst, şu anda otelin sahibi olan bey açtı o deliği.

Click to see more example sentences
hole boşluk

Yeah, but there's a little bit of a hole in the case, now.

Evet ama şu an davada küçük de olsa bir boşluk var.

Now, that's a deep hole.

Şimdi derin bir boşluk var.

There's a hole inside me.

İçimde bir boşluk var.

Click to see more example sentences
hole in

Why is there a hole in Daniel Craig's mouth?

Neden Daniel Craig'in ağzında bir delik var?

So, the explosives unit checked out Holden Chevaleer's garage there was nothing.

Evet, öyleyse bir patlayıcı ünite kontrol edildi. Holden Chevaleer'in garajı.. Hiç bir şey yoktu.

I think Oleg's stargazing engineer just found a black hole.

Sanırım Oleg'in yıldızlara bakan mühendisi az önce bir kara delik buldu.

Click to see more example sentences
hole yuva

How'd you like to 'birdie' that hole, huh?

Bu kovuğa yuva yapmaya ne dersin ha?

Fucking shit hole.

Lanet pislik yuvası.

This place is a modern shit-hole.

Bu yer tam bir modern pislik yuvası.

Click to see more example sentences
hole karadelik

Over hundreds of millions of years, each black hole grew,

Yüzlerce milyon yıl boyunca her bir karadelik büyüdü.

Destroying an entire solar system Is nothing to a black hole.

Bütün bir güneş sistemini yok etmek bir karadelik için hiç bir şey değildir.

Again with the black hole.

Yine mi o karadelik?

Click to see more example sentences
hole tünel

No problem, fellas. It ain't a hole, it's a tunnel. And what's every tunnel got?

Problem yok beyler bu bir delik değil, tünel ve her tünelin nesi vardır?

According to this map, there's a time hole outside.

Bu haritaya göre, dışarıda bir zaman tüneli var.

Through this hole is a small tunnel.

Bu boşluk küçük bir tünele çıkıyor.

Click to see more example sentences
hole deliğe girmek

Well, he wants to get inside a different hole tonight.

Evet, ama o bu akşam farklı bir deliğe girmek istiyor.

Hey, Eddie, maybe he went down a rabbit hole.

Hey Edi. Belki de o bir tavşan deliğine girdi.

And this goes in this little hole.

Ve bu da şu küçük deliğe girecek.

Click to see more example sentences
hole kovuk

This was a Hobbit hole.

Bu bir Hobbit kovuğu idi.

In a hole in the ground there lived a hobbit.

Yerde bir kovukta. Orada yaşayan bir hobbit var.

How'd you like to 'birdie' that hole, huh?

Bu kovuğa yuva yapmaya ne dersin ha?

hole deliğe sokmak

Choose a hole and stick your hand in.

Bir delik seç ve eline için sok.

There's a hole in the mask bees are gonna sting me

Maskenin için de bir delik var arılar beni sokacak

Put a twig in the hole.

Şu deliğe bir dal sok.

hole oyuk

There won't be any big swirly hole-jumping without a big swirly hole.

Büyük girdaplı oyuk olmadan, büyük girdaplı oyuk atlayışı da olmaz.

hole gedik

Oh, fuck! Belchie, five hole!

Beş numaralı gedikten yedin!

hole kazmak

And for helping me dig a hole and bury the fridge in it no questions asked.

Ve çukur kazmak için. ve dolabı gömmek için hiç soru sormak da yok.

hole saklanmak

Go and hide in a hole If you wish.

Eğer istiyorsan git ve saklan bir delikte.