English-Turkish translations for hope:

umutsuz, umudum, umut, umutlu · ummak · ümit, ümitli, ümitler · umut etmek · istemek · beklemek · düş · ümit etmek · beklenti · dilek · other translations

hope umutsuz, umudum, umut, umutlu

I only want to give you something, the only thing I can, and that's hope!

Sadece sana bir şeyler vermek istiyorum. Verebileceğim tek bir şey var. O da umut!

This is your last hope.

Bu senin son umudun.

There is no hope for her.

Onun için hiç umut yok.

Click to see more example sentences
hope ummak

I hope you know what you're doing.

Ben Sen ne yaptığını biliyor umuyoruz.

I hope someone is home here.

Ben burada birisi ev umuyoruz.

Let's hope there's still time for Alice.

Umalım da Alice için hâlâ vakit olsun.

Click to see more example sentences
hope ümit, ümitli, ümitler

But there's still hope for you, honey.

Ama senin için hala bir ümit var, Tatlım.

Doctor, is there any hope?

Doktor, hiç ümit var mı?

I'm afraid there's not much hope.

Korkarım ki, çok fazla ümit yok.

Click to see more example sentences
hope umut etmek

You must take him back! it's his only hope!

Onu geri kabul etmelisin! Bu onun tek umudu!

But is that so bad, to have hope?

Ama umut etmek çok mu kötü bir şey?

It's always good to hope.

Umut etmek her zaman iyidir.

Click to see more example sentences
hope istemek

You want to talk about God and faith and hope?

Tanrı ve inanç ve umut hakkında konuşmak istiyorsun?

I hope you want to, too.

Umarım sen de bunu istiyorsun.

Well, I technically don't wanna sell it because I think that that's wrong. But I was hoping that maybe make a return or something.

Eh, ben teknik satmak istemiyorum çünkü bence Bu, yanlış olduğunu ama belki umuyordum Bir geri dönüş ya da bir şey yapmak.

Click to see more example sentences
hope beklemek

I was hoping for something a little more inspiring, but at least you're thinking.

Biraz daha ilham verici bir şey bekliyordum, ama en azından düşünüyorsun.

And I was hoping for something more like,

Ben daha çok şöyle bir şeyler bekliyordum,

Maybe I was hoping for some understanding.

Belki de biraz olsun anlayış bekliyordum.

Click to see more example sentences
hope düş

So he thought his last hope

O da düşündü ki Onun son umudu

This This face.. this beauty hope it's not an illusion.

Bu bu yüz, bu güzellik umarım düş değildir.

Think and hope don't look now!

Düşün ve umut et şimdi bakma!

Click to see more example sentences
hope ümit etmek

That's too much to hope for.

Bu, ümit etmek için çok fazla.

Because you're giving him hope, and it's driving the man crazy.

Çünkü ona ümit veriyorsun, bu da onu deli ediyor.

I was maybe hoping it was something else.

Belki de başka bir şey olmasını ümit ediyordum.

Click to see more example sentences
hope beklenti

This isn't about their expectations or hopes or doubts.

Bu onların umutları veya beklentileri veya şüpheleri değil.

That kind of expectation or hope is pathetic.

Bu tür bir umut ya da beklenti zavallıca olur.

Hopes, not expectations.

Umutlar, beklentiler değil.

hope dilek

Hope your wish comes true.

Umarım dileğin gerçek olur.

It's all wishes, hopes and memories.

Bütün dilekler, umutlar ve hatıralar.