English-Turkish translations for host:

ev sahibi · ev sahipliği yapmak · konukçu · sunucu · konakçı · konak · misafir · evsahibi · ordu · kalabalık · ağırlama · ağırlamak · other translations

host ev sahibi

I'm afraid I'm not a very good host.

Korkarım pek iyi bir ev sahibi değilim.

I'm a guest here, and you're the host.

Ben burada misafirim, ve siz de ev sahibi.

He is my host! In that case

O Benim ev sahibim! o halde

Click to see more example sentences
host ev sahipliği yapmak

Actually, we decided to host thanksgiving together, and I need you there.

Aslında, Şükran Günü yemeğine birlikte ev sahipliği yapacağız, sana orada ihtiyacım var.

He's just being a good host.

İyi bir ev sahipliği yapıyor.

And Nicole is hosting a book club today, in spite of Vanessa's predicament.

Nicole bugün bir kitap kulübüne ev sahipliği yapıyor. Vanessa'nın kötü durumuna rağmen.

Click to see more example sentences
host konukçu

Isn't he a Iittle young to be a host?

Bir konukçu olmak için çok küçük değil mi?

Is that a host?

O bir konukçu mu?

And Tom is the host?

Tom da konukçu mu?

Click to see more example sentences
host sunucu

And two, you need a celebrity host.

Ve iki, ünlü bir sunucu bulman lazım..

Are you the host?

Sen de sunucu musun?

Tell me. Why would Mrs Doubtfire be a good host?

Peki neden bayan Doubtfire iyi bir sunucu olur?

Click to see more example sentences
host konakçı

Otherwise, why have a human host at all?

Yoksa neden bir insan konakçı gereksin ki?

The host body holds a receiver, like a modem receiving a signal.

Konakçı bedende bir alıcı var, sinyal alan bir modem gibi.

She'll make an excellent host.

Mükemmel bir konakçı olacak.

Click to see more example sentences
host konak

This body is just a host.

Bu beden sadece bir konak.

He is host to me.

Benim için bir konak.

Of course we'd require a new host.

Tabii yeni bir konağa ihtiyacımız var.

Click to see more example sentences
host misafir

You're not our host and we are not your guests.

Sen ev sahibi değilsin ve biz senin misafirlerin değiliz.

I'm a guest here, and you're the host.

Ben burada misafirim, ve siz de ev sahibi.

So, the guest enters and everyone is surprised, especially the host.

Misafir içeri giriyor, herkes şaşkın, özellikle de ev sahibi.

Click to see more example sentences
host evsahibi

A generous host.

Cömert bir evsahibi.

Jeff Wormely, he's hosting the fundraiser.

Jeff Wormely, bağış etkinliğinin evsahibi.

host ordu

A great host, you say?

Büyük bir ordu mu dedin?

host kalabalık

A host, of golden daffodils

Bir kalabalık, altın nergislerden

host ağırlama

Hey, host lounge for seniors only!

Hey, ağırlama salonu sadece üst sınıflara!

host ağırlamak

I'm your host, Millicent Huxtable, and this morning, I'm welcoming a new co-host.

Ben sunucunuz, Millicent Huxtable, ve bu sabah yeni yardımcımı ağırlıyorum.