hotter

Tickets to this race are hotter than a black leather seat on a hot summer day!

Bu yarışın biletleri, sıcak bir yaz gününde siyah bir deri koltuktan bile daha sıcak.

Yes, I have a better office, a hotter secretary, a soda machine, but it's the same job, and I cannot be that man, Shawn.

Evet, daha iyi bir ofisim, daha seksi bir sekreterim bir gazoz makinem var, ama aynı işi yapıyorum. O adam olamam, Shawn.

You know, I read somewhere that the sun is getting hotter every year.

Biliyor musunuz, bir yerlerde güneşin her yıl daha sıcak olduğunu okudum.

Why? Because Gary and Phoebe think they're a hotter couple than us.

Çünkü Gary ve Phoebe bizden daha ateşli bir çift olduklarını düşünüyorlar.

But she's not hotter than my girl.

Ama o benim kız daha sıcak değil.

Venus, under a very dense atmosphere is hotter than an oven.

Çok yoğun bir atmosferin altındaki Venüs bir fırından daha sıcaktır.

I don't think there's anything hotter than a cop.

Yok bir şey. Bir polisten daha ateşli bir şey düşünemiyorum.

You're way hotter, and that that is not my nose.

Sen çok daha seksisin ve ayrıca benim burnum değil o.

Your best friend is hot, but you are hotter.

En iyi arkadaşın, ateşli ama sen daha ateşlisin.

Plus that girl is Thad's sister, which makes her so much hotter than any stripper.

Ayrıca bu kız Thad'in kardeşi ki bu da onu herhangi bir striptizciden çok daha seksi yapıyor.