English-Turkish translations for immediate:

hemen · derhal · acil · derhal olan · yakın · şimdiki · doğrudan · hazır · çabuk · anlık · komut · other translations

immediate hemen

If you notice anything out of the ordinary, stop using it immediately and call me.

Eğer bir şey fark edersen, olağan dışı bir şey kullanmayı hemen bırak ve beni ara.

OK, I'll be there immediately.

Tamam, hemen orada olacağım.

Clear the area immediately!

Hemen bu alanı boşaltın!

Click to see more example sentences
immediate derhal

Drone one,. .drone two, drone three,. .please report immediately to the main cargo area.

Robot bir,.. robot iki, robot üç,.. lütfen, derhal ana kargo bölümüne rapor verin.

I need that brain immediately, do you hear me?

O beyin bana derhal lazım, duydunuz mu beni?

Sir, we need this vehicle immediately.

Bayım, bu araca derhal ihtiyacımız var.

Click to see more example sentences
immediate acil

All Colonial vessels jump immediately to emergency rendezvous coordinates.

Tüm Koloni gemileri, derhal acil randevu noktasına sıçrayın.

All crew, report immediately to your emergency stations.

Bütün mürettebat, derhal acil durum istasyonuna rapor verin.

He needs immediate medical attention.

Acil tıbbi müdahaleye ihtiyacı var.

Click to see more example sentences
immediate derhal olan

Mr. Stark, please throw away your weapons and surrender immediately.

Bay Stark, lütfen silahlarınızı atın ve derhal teslim olun.

Send her back immediately.

Onu derhal geri gönderin.

I want those keys back immediately.

O anahtarları derhal geri istiyorum.

Click to see more example sentences
immediate yakın

Colonel Jack O'Neill is your immediate superior.

Albay Jack O'Neill senin en yakın üstün.

No, Mr. Spock, the threat is clear and immediate.

Hayır, Mr. Spock. Tehlike açıkça var ve çok yakın.

Only immediate family: a mother and a sister living in Wheeling, West Virginia.

Sadece yakın ailesi var. Annesi ve kız kardeşi Batı Virginia, Wheeling'de yaşıyor.

Click to see more example sentences
immediate şimdiki

Now go away immediately.

Şimdi hemen git buradan.

Sergeant, I'll promote you to lieutenant, effective immediately.

Çavuş seni terfi ettiriyorum teğmen olacaksın. Hemen şimdi.

Requesting immediate close air support!

Şimdi! Acil yakın hava desteği istiyorum!

Click to see more example sentences
immediate doğrudan

Immediate, or Did you also shoot Dub Wharton, brother,? and Clete Wharton, half-brother?

Doğrudan ya da Aynı zamanda kardeşi Dub Wharton'u ve üvey kardeşi Clete Wharton'u da vurdunuz mu?

She's not in immediate danger.

Doğrudan bir tehlike altında değil.

Direct him, to come immediately.

Doğrudan ona, derhal gelmesi için.

immediate hazır

Assemble a team and disembark for Cybertron immediately.

Bir takım topla ve acilen Cybertron'a gitmeye hazırlan.

immediate çabuk

Jasmin, come here. Immediately!

Jasmin, çabuk buraya gel.

immediate anlık

More your immediate threat assessment.

Daha çok senin anlık tehdit değerlendirmenden.

immediate komut

Command Center, I need an emergency Eagle immediately.

Komuta Merkezi, derhal bir Acil Durum Kartal'ına ihtiyacım var.