inhibits

But with the low latent inhibition, something interesting happened to Michael.

Düşük gizli çekingenlikle birleşince, Michael'a ilginç bir şey oldu.

His pineal gland continually produces a substance similar to melatonin that inhibits aging.

Epifiz bezi, sürekli melatonin benzeri yaşlanmayı durdurucu bir madde salgılıyor.

But with the low-latent inhibition, something interesting happened to Michael.

Ancak "düşük-gizli ket vurma" ile Michael'a ilginç birşey oldu.

The duonetic field inhibits energy flow, but it's a form of energy, too.

İkili manyetik alanı enerji akışını engeller ama o da bir tür enerji.

They themselves are inhibited during REM sleep.

Bunlar REM uykusu sırasında devre dışı kalırlar.

So you have these serotonic neurons that inhibit hallucinations that they themselves are inhibited during REM sleep.

Sanrılar görmeni engelleyen sakinleştirici sinir hücrelerin var yani bunlar REM uykusu sırasında devre dışı kalırlar.

This punishment will provoke inhibition behavior.

Bu ceza, ket vurma davranışını körükleyecektir.

One was a condition called low-latent inhibition.

Bir tanesi "düşük-gizli ket vurma" idi.

He said you were self-inhibited and that you didn't drink.

Senin duygularına dışa vurmayan ve içki içmeyen biri olduğunu söyledi.

Makes me less inhibited.

Beni daha az yasakçı yapıyor.