English-Turkish translations for intelligence:

istihbarat · akıl · zeka · teşkilat · istihbarat teşkilatı · bilgi · haber · zekâ sahibi · haber alma · beyin · anlayış · casusluk · zekilik · istihbaratçı · akıllı yaşam · other translations

intelligence istihbarat

Doctor, I'm Colonel Grant, British Military Intelligence.

Doktor, Ben Albay Grant, İngiliz Askeri İstihbarat.

Wait a minute. Intelligence?

Bir dakika, istihbarat mı?

A little intelligence work.

Küçük bir istihbarat çalışması.

Click to see more example sentences
intelligence akıl

I expected something better of you, something more intelligent, something more knowing.

Senden daha iyi bir şey beklerdim daha akıllıca bir şey, daha bilindik bir şey.

I love this smart, beautiful Intelligent, funny Woman

Bu akıllı, güzel zeki, komik kadını seviyorum.

I always saw her for the beautiful, intelligent woman she is.

Ben onu güzel, akıllı bir kız olarak gördüm hep.

Click to see more example sentences
intelligence zeka

It's an ancient spaceship buried under Old St. Louis, an artificial intelligence pretending to be a God.

Eski St. Louis'in altında gömülü olan eski bir uzay gemisi. Tanrı olmaya çalışan bir yapay zeka.

Well, if he wants beauty and intelligence you're his man.

Eğer güzellik ve zeka istiyorsa onun adamı sensin.

The world loved her beauty and intelligence.

Dünya onun güzelliği ve zekâsını sevdi.

Click to see more example sentences
intelligence teşkilat

I am Colonel Eleanor Grant, British military intelligence.

Ben, Albay Eleanor Grant. İngiliz İstihbarat Teşkilatı.

Agent Smith, central Intelligence Agency.

Ajan Smith, Merkezi İstihbarat Teşkilatı.

National Intelligence Service?

Milli istihbarat Teşkilatı.

Click to see more example sentences
intelligence istihbarat teşkilatı

I am Colonel Eleanor Grant, British military intelligence.

Ben, Albay Eleanor Grant. İngiliz İstihbarat Teşkilatı.

I'm Agent Lacey with Central Intelligence, and this is my partner, Agent Botwin.

Ben Merkezi İstihbarat Teşkilatı'ndan Ajan Lacey ve bu da, Ajan Botwin.

Agent Smith, central Intelligence Agency.

Ajan Smith, Merkezi İstihbarat Teşkilatı.

Click to see more example sentences
intelligence bilgi

You are not my only source of intelligence, Charlie.

Sen benim tek bilgi kaynağım değilsin, Charlie.

It's a global intelligence company.

Bu global bir bilgi şirketi.

Joan, dutch intelligence came through.

Joan, Hollanda İstihbaratından bilgi geldi.

Click to see more example sentences
intelligence haber

Any word from the LAPD intelligence, if there is such a thing?

LAPD istihbaratından bir haber var mı? Eğer en ufak bir şey varsa?

This is an intelligence mission.

Bu bir haber alma görevi.

Did Intelligence give you any information?

İstihbarat herhangi bir haber verdi mi?

Click to see more example sentences
intelligence zekâ sahibi

It's an artificial intelligence security system.

Bu bir yapay zekaya sahip güvenlik sistemi.

No sir, he's a child with above-average intelligence

Hayır efendim, ortalama bir zekâ derecesine sahip bir çocuk o.

Of a singular artificial intelligence.

Tekil yapay bir zekaya sahibim.

Click to see more example sentences
intelligence haber alma

This is an intelligence mission.

Bu bir haber alma görevi.

My name is Colonel Augustus Oduya of the Unified Intelligence Taskforce.

Benim adım Albay Augustus Oduya. Birleşik Haber Alma Komitesi'nden.

He was with the Abwehr, counter-espionage and he just joined the SS's intelligence unit.

Kontra istihbaratta bulunmuştu ve şimdi de SS Haber Alma Birliğine katılmış.

Click to see more example sentences
intelligence beyin

SETH's a self-evolving organic intelligence.

SETH'in beynini gelistiren organik zeka.

Some are huge, large-brained and intelligent.

Bazıları iri, büyük beyinli ve zekidir.

intelligence anlayış

She's an extraordinarily intelligent woman, and she describes everything in meticulous detail.

Olağanüstü zeki bir kadın ve her şeyi kusursuz bir şekilde ayrıntısıyla anlatıyor.

Not for the directorate of intelligence, understand?

İstihbarat müdürlüğü için değil, anladın mı?

intelligence casusluk

Military intelligence, espionage.

Askeri istihbarat, casusluk.

For industrial espionage and intelligence manipulation.

Endüstriyel casusluk istihbarat manipülasyonu ve

intelligence zekilik

A cheap sort of intelligence, but effective nevertheless.

Ucuz bir tür zekilik, ama yine de işe yarıyor.

intelligence istihbaratçı

I'm not British, and he's certainly not intelligent.

Ben İngiliz değilim. O da istihbaratçı değil.

intelligence akıllı yaşam

No signs of intelligent life forms.

Hiç akıllı yaşam belirtisi yok.