intelligences

Doctor, I'm Colonel Grant, British Military Intelligence.

Doktor, Ben Albay Grant, İngiliz Askeri İstihbarat.

Look, Simone, I know I'm only a scientist, right, but don't insult my intelligence, all right?

Bak, Simone, ben sadece bir bilim adamı olabilirim, haklısın, ama zekama hakaret etme, tamam mı? Tamam, tamam.

I'm Colonel Grant, British Military Intelligence.

Ben, İngiliz Askeri İstihbaratından Albay Grant.

And he's very funny and intelligent and handsome.

Ve o çok eğlenceli ve zeki ve yakışıklı

The good doctor is in the German military intelligence.

Alman askeri istihbaratı içinde iyi bir doktor.

I expected something better of you, something more intelligent, something more knowing.

Senden daha iyi bir şey beklerdim daha akıllıca bir şey, daha bilindik bir şey.

She's a very intelligent child and always wants to know the absolute truth.

O çok akıllı bir çocuk ve her zaman salt gerçeği bilmek ister.

She is a very talented and intelligent girl.

O çok yetenekli ve akıllı bir kız.

I am Colonel Eleanor Grant, British military intelligence.

Ben, Albay Eleanor Grant. İngiliz İstihbarat Teşkilatı.

It's an ancient spaceship buried under Old St. Louis, an artificial intelligence pretending to be a God.

Eski St. Louis'in altında gömülü olan eski bir uzay gemisi. Tanrı olmaya çalışan bir yapay zeka.