English-Turkish translations for into:

-ye · -e · -a · -da · -de · birden · buna · içine, içinde, için · önünde · daha · haline · karşı · içeriye · hasta · dahiline · other translations

into -ye

Well, I saw her last night, and then she got into a car and never came back.

Ben onu dün gece gördüm. Sonra bir arabaya bindi ve bir daha da dönmedi.

What do you mean, Silver broke into your apartment?

Ne? Ne demek istiyorsun, Silver evine mi girmiş?

I told Francisco, Mommy's trying to get you into a good school, a better school.

Francisco'ya dedim ki, Annen seni iyi, daha iyi bir okula sokmaya çalışıyor.

Click to see more example sentences
into -e

Well, I saw her last night, and then she got into a car and never came back.

Ben onu dün gece gördüm. Sonra bir arabaya bindi ve bir daha da dönmedi.

What do you mean, Silver broke into your apartment?

Ne? Ne demek istiyorsun, Silver evine mi girmiş?

I told Francisco, Mommy's trying to get you into a good school, a better school.

Francisco'ya dedim ki, Annen seni iyi, daha iyi bir okula sokmaya çalışıyor.

Click to see more example sentences
into -a

Well, I saw her last night, and then she got into a car and never came back.

Ben onu dün gece gördüm. Sonra bir arabaya bindi ve bir daha da dönmedi.

What got into you? What?

Senin içine ne girdi?

You're making me into a strange person

Sen beni tuhaf bir insan haline getiriyorsun.

Click to see more example sentences
into -da

Bad men wanted to come into this city and do terrible things, but your father stopped them.

Kötü adamlar bu şehre gelmek ve korkunç şeyler yapmak istiyordu ama senin baban onları durdurdu.

A couple years back, my cousin Joey turned into a Korean girl named Nancy.

Birkaç yıl önce kuzenim Joey, Nancy adında Koreli bir kıza dönüştü.

I feel like Robbie brought something into the house and it's It's messing with me.

Bana sanki Robbie eve bir şey getirdi gibi geliyor ve o benimle uğraşıyor.

Click to see more example sentences
into -de

Well, I saw her last night, and then she got into a car and never came back.

Ben onu dün gece gördüm. Sonra bir arabaya bindi ve bir daha da dönmedi.

What got into you tonight?

Bu gece içine ne girdi böyle?

Come into my little home.

Benim küçük evime gel.

Click to see more example sentences
into birden

Well, I saw her last night, and then she got into a car and never came back.

Ben onu dün gece gördüm. Sonra bir arabaya bindi ve bir daha da dönmedi.

And finally, me and Randy moved into a real apartment.

Ve sonunda da, Randy ile gerçek bir apartman dairesine taşındık.

Mr. Thomas, we've got an animal going into shock here.

Bay Thomas, burada şoka girmiş bir hayvan var.

Click to see more example sentences
into buna

Bad men wanted to come into this city and do terrible things, but your father stopped them.

Kötü adamlar bu şehre gelmek ve korkunç şeyler yapmak istiyordu ama senin baban onları durdurdu.

You get us into this, little man.

Bizi bunun içine sen soktun, küçük adam.

'so we went into Rome for a lovely dinner.'

Bu yüzden güzel bir yemek için Roma'ya gittik.

Click to see more example sentences
into içine, içinde, için

Whatever it was, he had a good reason for getting into that car.

Her ne ise, o arabaya girmek için iyi bir sebebi vardı.

You get us into this, little man.

Bizi bunun içine sen soktun, küçük adam.

Not really into that.

Değil gerçekten içine.

Click to see more example sentences
into önünde

He's a writer and a Professor, and it looks like she got into real estate a few years ago.

Adam, bir yazar ve bir profesör ve karısı da, görünüşe göre birkaç yıl önce emlak işine girmiş.

Danny has never brought a lady into this bar before.

Danny daha önce hiç bir kadın getirmemişti bu bara.

Mr. Carson checked into the Benson Hotel three days ago.

Bay Carson Benson Otel'e üç gün önce giriş yapmış.

Click to see more example sentences
into daha

Well, I saw her last night, and then she got into a car and never came back.

Ben onu dün gece gördüm. Sonra bir arabaya bindi ve bir daha da dönmedi.

Someday I'm going into town, and no one's ever gonna see me again.

Bir gün kasabaya gideceğim ve kimse bir daha beni göremeyecek.

She ran away, into the woods, and I never saw her again.

Sonra o ormana kaçtı ve bir daha da onu görmedim.

Click to see more example sentences
into haline

You're making me into a strange person

Sen beni tuhaf bir insan haline getiriyorsun.

Well, I really do love football, but it's hard to parlay that into a reason to live.

Futbolu gerçekten çok seviyorum. Ama bunu yaşamak için bir sebep haline getirmek çok zor.

Turned you into a monster.

Bir canavar haline getirdi.

Click to see more example sentences
into karşı

Now, two days later Danny runs into Milton Berle on Broadway.

Evet, iki gün sonra Danny, Broadway'de Milton Berle'le karşılaştı.

Then one day she ran into Wolf Fishbein and the truth was revealed.

Sonra bir gün Wolf Fishbein ile karşılaştı ve gerçek ortaya çıktı.

I finally ran into him near Beekman and Theatre AIley.

Sonunda da karşılaştık Beekman ve Alley Tiyatrosu'nun köşesinde.

Click to see more example sentences
into içeriye

No, but I think our inside job just turned into an outside job.

Hayır ama sanırım bizim içeriden bir anda dışarıdan işe döndü.

A man walks into the office of a doctor.

Bir adam bir doktorun ofisinden içeri girer.

So, anyway, this skeleton walks into a bar.

Her neyse, bu iskelet bardan içeri girer.

Click to see more example sentences
into hasta

Allison Blake, really into me!

Allison Blake, gerçekten bana hasta!

What kind of lunatic loads a sick man into a car and kidnaps him?

Ne tür bir kaçık, hasta bir adamı arabaya yükleyip kaçırır ki?

The king and queen hedonists had changed into patient and caregiver.

Dolu dolu yaşayan bir kral ve kraliçeyken, hasta ve bakıcısına dönüşmüştük.

into dahiline

The Fox, a master criminal with an ingenious plan to smuggle gold into ltaly and a surprise ending.

Tilki", İtalya'ya altın kaçırmak için dahice bir planı olan, bir suç üstadı ve sürpriz bir son.