irregularities

Also, though it's a little irregular, the target is more than one person.

Ayrıca, bu biraz alışılmadık olsa da hedef birden çok kişi.

All this unofficial secrecy is pretty irregular, isn't it?

Bütün bu gayrı resmi gizlilik bayağı sıradışı, değil mi?

That's a little bit irregular, Mr. Miller.

Bu biraz usulsüz bir durum Bay Miller.

Is that not a little irregular?

Bu biraz sıradışı değil mi?

This is highly irregular, Mrs. McClaren, but it was her decision.

Bu oldukça sıradışı bir durum Bayan McClaren ama kararı kendi verdi.

Commander Chekov, this is completely irregular.

Komutan Chekov, bu tamamen alışılmadık bir durum.

Irregular heartbeat would account for the pulmonary edema.

Düzensiz kalp atışları akciğer ödemine sebep olabilir.

This is highly irregular.

Bu son derece düzensiz.

It looks to me like arrhythmia, which is an irregular heartbeat.

Bana kalp ritim bozukluğu gibi gözüktü ki kalp atışlarınız düzensiz.

But, sir, isn't it a little irregular?

Ama efendim, biraz sıradışı olmaz mı?