English-Turkish translations for issue:

sorun · mesele · konu · şey · problem · · vermek · yayınlamak · bildirmek · çocuklar · çıkmak, çıkış, çıkarmak · sayı · son · baskı · yayın · sonuç · basım · ihraç · other translations

issue sorun

It's just a violin with size issues, which is also a joke I wrote, like the others that you stole.

Sadece sorunları olan bir kemandı ayrıca bu benim yazdığım bir şaka, sen de diğerleri gibi çaldın.

You don't just have trust issues, you got issues.

Sadece güven sorunların değil, senin "sorunların" var.

This is a real issue?

Ciddi bir sorun mu bu?

Click to see more example sentences
issue mesele

This is a very sensitive issue.

Bu çok hassas bir mesele.

Ultimately this is really not a political issue so much as a moral issue.

Sonuçta, bu politik bir mesele değil daha çok ahlâki bir mesele.

This is an issue state security

Bu bir devlet güvenliği meselesi.

Click to see more example sentences
issue konu

In that case, I'll tell him about this myself, and he can issue a decision.

Bu durumda, bu konuyu ona kendim söylerim, ve o bir karar verebilir.

No, but that's not the issue.

Hayır, ama konu o değil.

But that's another issue.

Ama bu başka bir konu

Click to see more example sentences
issue şey

You said you wanted to tell me something an important issue

Bana bir şey söylemek istiyordun. Önemli bir mesele demiştin.

This is a serious issue, Eric. What you're doing is very offensive.

Bu ciddi bir konu, Eric, senin yaptığın şey de çok kırıcı.

It's not a major issue, but

Çok önemli bir şey değil ama

Click to see more example sentences
issue problem

More importantly, his weight loss and sleeping issues started a year ago.

Daha da önemlisi, kilo kaybı ve uyku problemleri yaklaşık bir yıl önce başlamış.

There's a money issue, you know, so it's

Bir para problemi var, o yüzden bu

You got some serious control issues.

Senin ciddi kontrol problemlerin var.

Click to see more example sentences
issue

This is not a business issue.

Bu sadece bir sorunu değil.

You see, that's why your father has got so many ISSUES.

Görüyorsun işte bu yüzden babanın bu kadar sorunu var.

Jeremy and I will handle the whole rent issue, okay?

Jeremy ve ben kira işini halledeceğiz, tamam mı?

Click to see more example sentences
issue vermek

In that case, I'll tell him about this myself, and he can issue a decision.

Bu durumda, bu konuyu ona kendim söylerim, ve o bir karar verebilir.

I checked all the other cards issued by that company the same day.

Aynı gün bu şirket tarafından verilen diğer tüm kartları da kontrol ettim.

I called Judge Vincent, and he issued me a warrant over the phone.

Yargıç Vincent'ı aradım, o da bana telefonla bir arama emri verdi.

Click to see more example sentences
issue yayınlamak

The National Weather Service has issued a tornado warning for Butler County, Kansas.

Ulusal Hava Servisi Butler County, Kansas için hortum uyarısı yayınladı.

'President clinton will issue a statement on this tragedy'

Başkan Clinton bu trajediyle ilgili bir açıklama yayınlayacak

I want that search warrant issued right now.

Ben istiyorum ki arama emri hemen yayınladı.

Click to see more example sentences
issue bildirmek

A federal arrest warrant has been issued for John Allen Muhammad also known as John Allen Williams.

John Allen Muhammed için Federal bir tutuklama emri yayınlandı John Allen Williams olarak da biliniyor.

Ethan, even if that were possible, you're forgetting the biggest issue here.

Ethan bu mümkün olsa bile burada en büyük sorunu unutuyorsun.

And you know who else has a weight issue?

Başka kimin kilo sorunu var bir de, biliyor musun?

Click to see more example sentences
issue çocuklar

No, that's definitely not an issue with my guys.

Hayır, bu kesinlikle benim çocuklar için sorun değil.

Children, we have an important issue this morning:

Çocuklar, bu sabah önemli bir meselemiz var.

So you have childhood issues.

Senin çocukluk problemlerin var.

Click to see more example sentences
issue çıkmak, çıkış, çıkarmak

Yeah, the man was all right, but they still issued a warrant for my arrest.

Evet, adama bir şey olmadı ama yine de benim için bir tutuklama emri çıkardı.

Got a driver's license here, hannah ronson, issued three months back.

Burda bir ehliyet var, Hannah Ronson, üç ay önce çıkarılmış.

Lord Coward has issued a warrant for your arrest, sir.

Lord Coward, sizin için tutuklama emri çıkardı efendim.

Click to see more example sentences
issue sayı

I'm not sure that that's the issue, Mr President.

Sorunun bu olduğundan emin değilim Sayın Başkan.

Mr. Cooper had a medical issue, Your Honor.

Bay Cooper'ın tıbbi sorunları vardı, Sayın Yargıç.

Your Honour, members of the jury, this case has three issues.

Sayın yargıç, jüri üyeleri, bu davanın üç konusu var.

Click to see more example sentences
issue son

The keen observer would notice that he's had some digestive issues lately.

İyi bir gözlemci son zamanlarda bazı sindirim sorunları olduğunu fark eder.

Unlike Balloongate, this actually is a serious issue.

Balon skandalı aksine bu, son derece ciddi bir konu.

And our last debenture issue was this year's fastest seller.

Son teminat mektubumuz bu yılın en hızlı satışıydı.

Click to see more example sentences
issue baskı

It's company issue.

Bu şirket baskısı.

That's next month's issue.

O gelecek ayın baskısı.

Your need for catharsis isn't the issue!

Senin rahatlamaya ihtiyacın var, baskıya değil!

issue yayın

Platform for issues, your concernes, your stand on feminism, and it's Hughes, not Mack.

Yayın platformu, senin görüşlerin, feminism ile ilgili görüşlerin, ve Hughes, Mack değil.

It's a censorship issue.

Bu sansürlü bir yayın.

issue sonuç

Ultimately this is really not a political issue so much as a moral issue.

Sonuçta, bu politik bir mesele değil daha çok ahlâki bir mesele.

issue basım

Standard issue, Chinese Army.

Standart basım. Çin ordusu.

issue ihraç

Government issued I.D., work papers, student visa.

Devlet ihracı kimlik, belgeleri, öğrenci vizesi.