it'll

Okay, I'll give you the good news first, which is not that good, but it's better than the bad.

Tamam önce iyi haberleri vereceğim ama o kadar da iyi değil, ama kötüden daha iyi.

I see that now, and one day you'll see it, too, but until then you don't really have a choice.

Bunu şimdi anlıyorum ve bir gün sen de anlayacaksın. Ama o zamana kadar başka seçeneğin yok.

Look, I know sometimes it'll be hard, okay but it'll also be really, really great.

Bak, biliyorum, bazen zor olacak, tamam. Ama aynı zamanda gerçekten, gerçekten harika olacak.

I'm sorry, but I'll need more time to think about it.

Üzgünüm, ama bu konuda düşünmek için daha fazla zaman gerekiyor.

You know what he said? "You'll do it so much better, you're a woman.

Ne dedi biliyor musun? "sen çok daha iyi yaparsın, sen kadınsın.

Yeah, I'll do it, but right now, I'm doing something else.

Evet, bunu yapacağım. Ama şu anda, başka bir şey yapıyorum.

Look, I'll get it for you. All right?

Bak, ben senin için alırım, tamam mı?

But it's important to Dean and I think it'll be a great opportunity for you.

Ama Dean için önemli ve bence senin için de harika bir fırsat olur.

Maybe take a day or two, and then we'll talk about it.

Bu belki bir ya da iki gün sürer. Sonra konuşuruz.

But I'll be doing it for her, not for you.

Ama bunu onun için yapacağım, senin için değil.