English-Turkish translations for it:

bu · onu, o, ona · şu · yağma · ilişki · şura · hay · cazibe · dimi · öylesi · buda · koyma · önemli kimse · ebe · çekicilik · cinsel ilişki · other translations

We also found translations for word it in Turkish.

it bu

But it's not for me.

Ama bu benim için değil.

No, it's not very good.

Hayır, bu çok iyi değil.

But that's good, isn't it?

Ama bu iyi, değil mi?

Click to see more example sentences
it onu, o, ona

No, no, it's not that.

Hayır, hayır, bu o değil.

It's because it's not for you.

Çünkü o senin için değil.

No, it's just the right thing to do, that's all.

Hayır, sadece yapılacak en doğru şey bu o kadar.

Click to see more example sentences
it şu

And I want it to be right for you. And the time It is not right for you.

Senin için de doğru zaman olsun istiyorum ve şu an senin için doğru zaman değil.

I don't think it's a good idea to call the police right now.

Bence polisi şu an polisi aramak iyi bir fikir değil.

Stop it, I told you, leave me alone.

Kes şunu! Sana söyledim, beni rahat bırak.

Click to see more example sentences
it yağma

It's very special and very rare.

Çok özel ve nadir bulunan bir yağ.

How did it snow this much?

Nasıl bu kadar kar yağdı?

You know what a little turkey does when it rains?

Küçük bir hindi yağmur yağarken ne yapar, biliyor musun?

Click to see more example sentences
it ilişki

And it can be a bad relationship or no relationship, but I hope it's neither of those.

Bu kötü de bir ilişki olabilir, hiç de olmayabilir ama umarım ikisi de olmaz.

It's a healthy relationship.

Bu sağlıklı bir ilişki.

Well, maybe it's time for a real relationship.

Peki, belki gerçek bir ilişkinin zamanı gelmiştir.

Click to see more example sentences
it şura

It's there, but he's not here.

Şurada ama kendisi burada değil.

Isn't that it right there?

Şuradaki o değil mi?

It's way over there

Şurada bir yol var

Click to see more example sentences
it hay

Oh, damn it.

Oh, hay lanet.

No, great, excellent, it's going well.

Hay?r, harika, mükemmel, çok iyi gidiyor.

Is that? Holy crap, it's Emily fields.

Öyle mi? hay anasını, bu Emily Fields.

Click to see more example sentences
it cazibe

That's a hard question because, as you know, physical attraction is It's a chemistry thing, really.

Bu zor bir soru çünkü, bildiğiniz gibi, fiziksel cazibe gerçekten kimyasal bir olaydır.

Its part of your charm, stupid.

Bu senin cazibenin bir parçası, aptal.

Yeah, that stuff you got me on the, uh whatever it is it's, uh, working like a charm.

Evet, beni var bu şeyler, ah her neyse bu, uh, bir cazibe gibi çalışıyor.

Click to see more example sentences
it dimi

This isn't good, is it?

Bu iyi değil, dimi?

It's not my fault, is it?

Bu benim hatam değil, dimi?

Yes, there's no missing it, is there?

Evet. Hiç bir eksik yok dimi?

Click to see more example sentences
it öylesi

Because it's better for me that way, OK?

Çünkü öylesi benim için daha iyi, tamam mı?

Yes, perhaps it would have been better.

Evet, belki öylesi daha iyi olurdu.

Yeah, it'll probably be better.

Evet. Öylesi daha iyi olur.

Click to see more example sentences
it buda

The principal is a blind Buddha without it

O elinde olmadan, müdür kör bir Buda gibi.

Sweetie, it's-it's the same thing.

Tatlım, buda-buda aynı şey ama.

It deserves to be caIled: "Super Seaview Buddha Jumping WaIl"!

Süper Deniz Ürünlü Buda Seddi" ismini oldukça hak ediyor!

Click to see more example sentences
it koyma

Good thing they bottle it, huh, pal?

Şişeye koymaları iyi bir şey değil mi dostum?

It's expensive, try some sugar.

Çok pahalı. Şeker koymayı dene.

Yes, go on putting it out.

Evet, dışarı koymaya devam et.

Click to see more example sentences
it önemli kimse

It doesn't matter what they report back. There's nothing anyone on earth can do about this.

Önemli değil ne geri raporu. hiçbir kimse yeryüzünde var Bu konuda ne yapabilirim.

It doesn't matter, 'cause we both know that no one can survive for three days in these cold waters.

Önemi yok, çünkü ikimiz de biliyoruz ki, kimse üç gün bu soğuk sularda hayatta kalamaz.

Nobody it's not important.

Hiç kimse, önemli değil.

Click to see more example sentences
it ebe

It's art eternal.

Ebedî sanat bu.

Did the midwife cancel it?

Kim? Ebe mi iptal etti?

Monger's still it.

Monger zaten ebe.

it çekicilik

Eh, it has a certain old-school charm, no?

Eski usül bir çekiciliği var ama değil mi?

That's its charm.

Bu onun çekiciliği.

Still, five points has its charms.

Yine de Beş Yol'un bir çekiciliği var.

it cinsel ilişki

It means intercourse.

Cinsel ilişki demek.