English-Turkish translations for job:

· iş yapmak · görev · meslek · alet · suç · hizmet · çalışma · alan · uğraş · tip · mastürbasyon · other translations

job

It's not a good job because I'm better than that, and you know I'm better than that.

Benim için iyi bir değil çünkü bundan daha iyiyim ve daha iyi olduğumu siz de biliyorsunuz.

Listen. this is your first job

Dinle. Bu senin ilk işin.

And this job is my life.

Ve bu , benim hayatım.

Click to see more example sentences
job iş yapmak

But right now this country is under attack, and I've got a job to do, and I don't have a choice.

Fakat şu an bu ülke saldırı altında ve yapmam gereken bir işim var ve başka seçeneğim yok.

You've done a good job.

İyi bir yaptın.

We need you to do another job for us.

Bizim için başka bir yapman gerekiyor.

Click to see more example sentences
job görev

I love you so much, but that's not your job anymore.

Seni çok seviyorum ama bu artık senin görevin değil.

because it's not my job.

çünkü benim görevim değil.

Alex, I've got a big job for you.

Alex, senin için büyük bir görevim var.

Click to see more example sentences
job meslek

And you don't have a job. Right?

Ve bir mesleğin yok değil mi?

I have sacrificed a lot for you and for this job of yours, but this this is too much.

Senin için birçok şey feda ettim Ve mesleğin için de feda ettim ama bu kadarı Bu kadarı çok fazla.

Well, you have a job.

Senin bir mesleğin var.

Click to see more example sentences
job alet

I have the perfect tool for this job.

Bende bu için mükemmel bir alet var.

A gun, a knife they're not weapons, they're just tools to get a job done.

Bir tabanca, bir bıçak. Onlar silah değil sadece bir işin yapılması için gerekli aletler.

No, we need the right tools for the job.

Hayır, bu için doğru aletlere ihtiyacımız var.

Click to see more example sentences
job suç

It isn't their fault, it isn't your fault, it's the job.

Bu onların suçu değil, senin suçun değil. Bu böyledir.

I'm not guilty, and I need a job.

Suçlu değilim ve bir işe ihtiyacım var.

Your job is to represent him, not be his accomplice.

İşiniz onu temsil etmek, onun suç ortağı olmak değil.

Click to see more example sentences
job hizmet

I love my country, and it's an honour for me to serve my country, but it's still just a job.

Ülkemi seviyorum, ona hizmet etmek benim için bir onurdur, ama yine de o sadece bir iş.

It's our job, our duty to serve and protect.

Bizim işimiz, görevimiz hizmet etmek ve korumak.

Well, it's my job public servant, and all that.

Şey, bu benim işim halka hizmet, o kadar.

Click to see more example sentences
job çalışma

He doesn't want more money, better working conditions, doesn't even want a better job.

Daha fazla para ya da çalışma koşulları istemiyor. Daha iyi bir bile istemiyor.

So how's the job search going?

İş arama çalışmaları nasıl gidiyor?

No, working for novice is more than a job.

Hayır, acemi için çalışma Bir daha fazladır.

Click to see more example sentences
job alan

Alan, it's just a job.

Alan, bu sadece bir iş.

Why, Alan, you want a job?

Neden Alan? İş mi istiyorsun?

Good job, Alan.

İyi işti Alan.

Click to see more example sentences
job uğraş

I mean You have a demanding job, Mr Hughes. What?

Yani Uğraş isteyen bir işiniz var Bay Hughes. Ne?

So we're rulin' out demonic nut-jobs then, are we?

Kafayı yemiş iblislerle uğraşıyoruz o halde, öyle mi?

job tip

Is this type of job usual for your company?

Bu tip bir sıradan sizin şirketiniz için?

job mastürbasyon

No, it's the hand-job police.

Hayır, mastürbasyon tiki polisi.