English-Turkish translations for know:

bilinir, bilmek · tanımak · iyi bilmek · görmek · anlamak · tatmak · bilgi · haberi olmak · seçmek · ilişkisi olmak · ayırt etmek · tecrübeyle bilmek · yatmış olmak · other translations

know bilinir, bilmek

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

That is not you, and you know it.

Bu sen değilsin, bunu sen de biliyorsun.

No, you know what, it's not just that.

Hayır, biliyor musun, sadece bu değil. Her şey.

Click to see more example sentences
know tanımak

And you know him?

Ve onu tanıyor musun?

No. But I don't know her.

Hayır, ama onu pek tanımıyorum.

I mean, everybody knows who you are.

Yani demek istediğim, herkes seni tanıyor.

Click to see more example sentences
know iyi bilmek

It's not a good job because I'm better than that, and you know I'm better than that.

Benim için iyi bir değil çünkü bundan daha iyiyim ve daha iyi olduğumu siz de biliyorsunuz.

And you know the good thing?

Ve iyi olan ne biliyor musun?

But you're gonna be okay, you know?

Ama iyi olacaksın, biliyorsun değil mi?

Click to see more example sentences
know görmek

Know you see me as this little girl, but I'm not and I never was.

Beni küçük bir kız olarak gördüğünü biliyorum ama küçük değilim ve hiç olmadım.

Now, I know this looks bad, but

Şimdi, biliyorum bu kötü görünüyor ama

I know but Ed, I've never actually seen a real ghost before.

Biliyorum Ed, ama daha önce hiç gerçek bir hayalet görmedim.

Click to see more example sentences
know anlamak

Maybe this isn't the right time for this, you know?

Belki de bunun için doğru bir zaman değil, anlıyor musun?

Like it's now or never, you know?

Şimdi ya da hiç gibi, anlıyorsun ya?

It's a wonderful career opportunity for me you know what I mean?

Bu benim için muhteşem bir kariyer fırsatı. Anlıyor musun ne demek istediğimi?

Click to see more example sentences
know tatmak

Honey do you know why that little boy did those things and said those things?

Tatlım biliyor musun o küçük çocuk neden öyle şeyler yaptı ve o lafları söyledi?

Honey, you know I can't do anything without you.

Tatlım, sen olmadan hiçbir şey yapamam bilirsin.

You know what I'm doing, honey.

Ne yaptığımı biliyor musun tatlım?

Click to see more example sentences
know bilgi

I'm very sorry about your police officer, but I don't know anything about it.

Polis memuru için çok üzgünüm ama bu konuda hiçbir bilgim yok.

But I don't know much.

Ama fazla bir bilgim yok.

But I know nothing about weapons.

Ama silahlar hakkında hiç bir bilgim yok.

Click to see more example sentences
know haberi olmak

But still, if you need something you will let me know okay?

Ama hala bir şeye ihtiyacın olursa bana haber ver, tamam mı?

If there's anything else you need, just let me know.

Eğer bir şeye ihtiyacın olursa sadece haber ver.

If you need any help, let me know, okay?

Bir şeye ihtiyacın olursa haber ver tamam mı?

Click to see more example sentences
know seçmek

I mean, I know you're walking around, lady but trust me, go out and pick yourself a nice grave.

Demek istediğim, etrafta yürüyorsun biliyorum, bayan ama güven bana, git ve kendine bir mezar seç.

Father chose you, because he knows you are strong.

Babam seni seçti, çünkü güçlü olduğunu biliyor.

I know she's the Chosen One, but you're killing her with pressure.

Biliyorum, o seçilmiş kişi ama sen de onu bu baskıyla öldürüyorsun.

Click to see more example sentences
know ilişkisi olmak

He wants to go on a date, which means he wants a real relationship, you know?

Randevuya çıkmak istiyor, bu da demek oluyor ki, artık gerçek bir ilişki istiyor.

So nice to finally be in a fun relationship, you know?

Sonunda eğlenceli bir ilişkinin içinde olmak çok güzel bir şey.

But you know, having a fake relationship, that's one thing.

Ama anlarsın ya, sahte bir ilişkide olmak, bir şey.

Click to see more example sentences
know ayırt etmek

Listen, I don't know Bora Bora from Walla-walla.

Dinle ben daha Bora Bora ve Walla Walla'yı ayırt edemem.

Temptati knows no rank, Agent Sebso.

Şeytan rütbe ayırt etmez Ajan Sebso.

know tecrübeyle bilmek

Andy, you know, this is just a learning experience for you, so you just watch and listen.

Andy, biliyorsun bu senin için bir dinleme tecrübesi bu yüzden yalnızca izle ve dinle.

I have no coma experience, so, I don't know.

Hiç koma tecrübem yok, o yüzden bilmiyorum.

know yatmış olmak

Did you know that Patricia Ennis, Howard Ennis's sister, is a patient here?

Howard Ennis'in kız kardeşi Patricia Ennis'in burada hasta olarak yattığını biliyor muydun?