English-Turkish translations for known:

bilinen · bilinmeyen · tanıdık · tanınmış · ünlü · bilindik · bildik · belli · other translations

known bilinen

I got a suspect whose last known address is five years old, no cell phone, no family.

Bir şüpheli var olan bilinen son adresi beş yaşında, cep telefonu yok, ailesi yok.

What was the last known position, please?

En son bilinen pozisyonu nedir, lütfen?

It's a known risk.

Bilinen bir risk bu.

Click to see more example sentences
known bilinmeyen

That's a pretty serious trip for a guy who's not known for getting serious, Mr. Wayne.

Bu ciddi olarak bilinmeyen bir adam için oldukça ciddi bir yolculuk, Bay Wayne.

I think I've always known.

Sanırım her zaman biliyordum.

He was born John Dorian but he was simply known as JD: doctor, friend, lover.

John Dorian olarak doğdu, ama kısaca JD olarak biliniyor: doktor, arkadaş, aşık.

Click to see more example sentences
known tanıdık

It's this little town and these people I've known all my life.

Burası küçük bir kasaba ve bunlar da tüm hayatım boyunca tanıdığım insanlar.

You've only known him a few months.

Sen onu sadece birkaç aydır tanıyorsun.

We have known each other for so long.

Biz tanıyoruz Her bu kadar uzun süre başka.

Click to see more example sentences
known tanınmış

Aiding and abetting a known international fugitive.

Uluslararası tanınmış bir kaçağa yardım ve yataklık etmekten.

He's a very well-known man.

Çok tanınmış bir adam.

You see, I'm quite well-known.

Ben oldukça tanınmış biriyim.

Click to see more example sentences
known ünlü

The notorious Death Racer known only as Frankenstein won his fourth race today.

Frankenstein olarak bilinen ünlü Ölüm Yarışçısı bugün dördüncü yarışını kazandı.

The well-known Dutch actress Isabelle Bos has vanished without a trace.

Hollandalı ünlü aktris Isabelle Bos iz bırakmadan ortadan kayboldu.

Lee Robert Brown, well-known author broadcaster and political activist

Lee Robert Brown, ünlü yazar televizyon yayıncısı ve eylemci.

Click to see more example sentences
known bilindik

Listen, we found a gun on a known murderer.

Bilindik bir katilin üzerinde bir silah bulduk.

This is a well-known cure for syphilis.

Sifilis için bilindik bir tedavi bu.

That man's a known reprobate.

Şu adam bilindik bir günahkârdır.

Click to see more example sentences
known bildik

Apparently it's a secret known only to the Mexicans.

Görünüşe göre sadece Meksikalıların bildiği bir sır.

Well, it is a well-known science factoid that metal plus heat equals

Bu, herkesin bildiği bir bilimsel gerçektir, metal artı ısı eşittir

A secret road only known to the Christ worshippers.

Gizli bir yol sadece İsa'ya inananların bildiği.

known belli

This apitoxin has no known origin.

Bu Apitoksin'in belli bir kaynağı yok.