kryptonite

You found my weakness, used it against me like kryptonite, but that's never gonna happen again.

Zayıf noktamı buldun, kriptonit gibi bana karşı kullandın ama bu bir daha asla olmayacak.

There are things here that can even hurt me, like this Kryptonite laser or this gravity gun.

Burada bana bile zarar verebilecek şeyler var. Mesela bu kriptonit lazeri veya bu yerçekimi silahı.

Clark, this boy is not like the others. He has kryptonite bullets.

Clark, bu çocuk diğerleri gibi değil, Elinde Kriptonite'ten mermiler var.

I've never seen a piece of kryptonite that big before.

Daha önce hiç bu kadar büyük Kriptonit görmedim.

What the hell is it some kind of little electronic Kryptonite?

Peki ne bu şimdi bir tür küçük elektronik Kriptonit mi?

Kryptonite location is protected By security access codes.

Kriptonit yeri güvenlik geçiş kodları ile korunuyor.

There's another kind of kryptonite.

Başka bir tür kritonit daha var.

I am not kryptonite, all right?

Ben kriptonit değilim, tamam mı?

Then you poisoned him with red kryptonite.

Sen de onu kırmızı kryptonite ile zehirledin.

Calves of steel, but he has a weak spot. Okay, his kryptonite: his Achilles' heel.

Çelik gibi baldırları var, ama zayıf bir noktası kriptonu, güçsüz bir tarafı var.