lads

That's just the trouble, though: he's only a little lad and you're only a little girl.

Tek sorun: o henüz küçük bir delikanlı. Sen de henüz küçük bir kızsın.

There was a lad once, just like you, and I was a father to him.

Bir zamanlar bir çocuk vardı, senin gibi, ve ben onun babası gibiydim.

I mean, I'm sorry about you and the lads and everything.

yani sen ve çocuklar için, her şey için üzgünüm.

Be a good lad and help me send her a message.

İyi bir adam ol ve ona bir mesaj yollamama yardım et.

Pat, a lad named Edward Evans was murdered last night.

Pat, dün gece Edward Evans isimli bir delikanlı öldürülmüş.

You're a good lad and you're a great soldier.

İyi bir dostsun ve iyi de bir askersin.

And all your friends, there's a good lad.

Ve tüm arkadaşların, iyi bir çocuk var.

There once was a brave lad named Leonard

Bir zamanlar Leonard isminde cesur bir adam vardı

Hey, lads, I think there's something over here!

Hey, millet, sanırım burada bir şey var!

No no time for Christmas, lad.

Hayır Noel için zaman yok, delikanlı.