English-Turkish translations for land:

indirmek · toprak · arazi · yer · kara · ülke · yapmak · diyarlar, diyar · alan · düşmek · yere indirmek, yere inmek · yenmek · arsa · tarla · vurmak · yeryüzü · vatan · mayın · kazanmak · karaya çıkarmak, karaya çıkmak, karaya çıkartmak · other translations

land indirmek

Frank, an American military transport made an emergency landing in London.

Frank, bir Amerikan askeri uçağı Londra'ya acil iniş yaptı.

They're for landing.

Onlar iniş için.

Cabin crew, please prepare for landing.

Kabin ekibi, lütfen iniş için hazirlanin.

Click to see more example sentences
land toprak

And one day you will be the greatest King this land has ever known.

Ve bir gün bu topraklarda bilinen en yüce kral sen olacaksın.

Why would the king give me land instead of money?

Neden Kral bana para yerine toprak versin ki?

There's enough land for everybody.

Herkese yetecek kadar toprak var.

Click to see more example sentences
land arazi

You know a lot about this place about this land.

Burası hakkında çok şey biliyorsun. Bu arazi hakkında.

North of the river lives a very different cat, the fastest creature on land, a cheetah.

Nehrin kuzeyinde çok farklı bir kedi yaşar.. arazideki en hızlı varlık.. bir çita.

Then this land is worthless.

O zaman bu arazi değersiz.

Click to see more example sentences
land yer

This is a totally new land now.

Şimdi burası tamamen yeni bir yer.

Land on me and give me a kiss.

Yere inin ve bana bir öpücük verin.

Somewhere beyond the ocean There is a land

Okyanusun ötesinde bir yerlerde bir ülke var

Click to see more example sentences
land kara

Land is a ship too big for me

Kara benim için çok büyük bir gemi.

Is this land?

Bu kara mı?

Is that land?

O kara mı?

Click to see more example sentences
land ülke

A long, long time ago in a land far, far away, there lived a warrior warrior with empty eyes.

Çok çok uzun zaman önce, çok çok uzak bir ülkede bir savaşçı, boş gözlü bir savaşçı yaşardı.

Our only option is to move somewhere else, another land.

Tek seçeneğimiz başka bir yere göçmek, başka bir ülkeye.

Somewhere beyond the ocean There is a land

Okyanusun ötesinde bir yerlerde bir ülke var

Click to see more example sentences
land yapmak

Frank, an American military transport made an emergency landing in London.

Frank, bir Amerikan askeri uçağı Londra'ya acil iniş yaptı.

It's mostly good land for farming and raising cattle and raising a family.

Çiftçilik yapmak için hayvan yetiştirmek için, ve aile kurmak için güzel bir yer.

Leo, you're heading for a nice safe landing in Florida.

Leo, sen Florida'ya güzel ve güvenli bir iniş yapacaksın.

Click to see more example sentences
land diyarlar, diyar

That's when we'll go to this new land.

İşte o zaman bu yeni diyara gideceğiz.

But she's not in this land.

Ama kendisi bu diyarda değil.

In a distant land, there was a boy.

Uzak bir diyarda yaşayan bir çocuk varmış.

Click to see more example sentences
land alan

Emergency landing fields here, here and here.

Acil iniş alanları burada, burada ve burada.

Baker Three and Baker Four, you are cleared to land.

Baker Üç ve Baker Dört. Alan sizin için temizlendi.

Get us a new landing site.

Yeni bir iniş alanı bul bize.

Click to see more example sentences
land düşmek

Jake dropped something out of the window and it landed on a police car.

Jake pencereden bir şey düşürdü, o da bir polis arabasına geldi.

I swear, he didn't land hard.

Ben Yemin ederim sert düşmedi.

Donald Trump jumped off a building, landed on Madonna.

Donald Trump bir binadan atlamış, Madonna'nın üstüne düşmüş.

Click to see more example sentences
land yere indirmek, yere inmek

Land on me and give me a kiss.

Yere inin ve bana bir öpücük verin.

Crichton must have landed somewhere.

Crichton bir yere inmiş olmalı.

The eagle has landed again.

Kartal yere indi. Yeniden.

Click to see more example sentences
land yenmek

I'm just a stranger. In a strange land.

Ben sadece garip bir yerdeki bir yabancıyım.

To England, green and pleasant land.

İngiltere'ye, yeşil ve güzel ülkeye.

One day, he lands in Tahiti, hangs around, Learns French.

Bir gün Tahiti'ye gitti,. .orada burada dolaştı,. .Fransızca öğrendi.

Click to see more example sentences
land arsa

A small piece of land, that could be possible.

Evet, bir parça arsa da olabilir bu.

Then this land is perfect

O halde bu arsa mükemmel.

This a great piece of land.

Burası çok güzel bir arsa.

Click to see more example sentences
land tarla

And a very beautifuI land, especially when cultivated.

Ve çok güzel bir yer, özellikle tarlalar sürüldüğünde.

It's got to be undeveloped land, scrubland.

Sürülmeyen bir tarla, çalılık falan olmalı.

It's undeveloped land.

Sürülmeyen bir tarla.

land vurmak

Epstein spins and lands a big knee, big elbow.

Epstein dönüyor ve bir diz, bir dirsek vuruyor.

Dempsey uncorks a right that lands.

Dempsey isabetli bir sağ vuruyor.

land yeryüzü

Polar bears, the biggest land predators on Earth.

Kutup ayıları. Yeryüzünün en büyük kara yırtıcıları.

The best chefs in the land, huh?

Yeryüzündeki en iyi aşçılar, öyle mi?

land vatan

Isn't Amestris the land of alchemy?

Amestris simyanın vatanı değil mi?

land mayın

This case is a land mine.

Bu dava tam bir mayın.

land kazanmak

This marriage will bring us land and important alliances.

Bu evlilik bize toprak ve önemli müttefikler kazandıracak.

land karaya çıkarmak, karaya çıkmak, karaya çıkartmak

This film was captured after the landing.

Bu film karaya çıktıktan sonra ele geçirildi.