English-Turkish translations for large:

büyük, büyükçe · çok · geniş · düz · kocaman · iri · çaplı · kalabalık · serbest · dev · bol bol, bol · other translations

large büyük, büyükçe

Mm-hmm. He was definitely having an affair, but the woman was very, very large and very, very heavy.

Adamın kesinlikle bir ilişkisi vardı ama çok, çok büyük ve çok, çok ağır bir kadınla.

It's as large as life and twice as natural.

Yaşam kadar büyük ve iki katı doğal.

No, but there's a large pile of soil just by the garden.

Hayır, ama orada büyük bir yığın toprak sadece tarafından bahçe.

Click to see more example sentences
large çok

Mm-hmm. He was definitely having an affair, but the woman was very, very large and very, very heavy.

Adamın kesinlikle bir ilişkisi vardı ama çok, çok büyük ve çok, çok ağır bir kadınla.

That is a very large number.

Bu çok büyük bir rakam.

It was a large group

Çok büyük bir grup.

Click to see more example sentences
large geniş

But this paper is not large enough.

Ama bu kağıt yeterince geniş değil.

It has a large center hole and a hair crack.

Geniş bir merkez deliği var, ve bir saç çatlağı.

Oh, come on, Miss Winters, live large.

Haydi ama, Bayan Winters. Geniş yaşayın.

Click to see more example sentences
large düz

And a large black coffee.

Bir de büyük sade kahve.

And a large coffee.

Bir de büyük kahve.

Jeremy, go and fetch me a large stick.

Jeremy, git de bana kalın bir sopa getir.

Click to see more example sentences
large kocaman

But she had a large heart.

Ama kocaman bir kalbi vardı.

You're big. you're a large man.

Büyük, kocaman bir adamsın sen.

Large Marge sent me.

Beni Koca Marge gönderdi.

Click to see more example sentences
large iri

Isn't she a bit large for you?

Senin için biraz iri değil mi?

He's such a large man.

Çok iri bir adam.

Was she a large woman?

İri bir kadın mıydı?

Click to see more example sentences
large çaplı

The two suspects, graduated students Tyler Fog and Jay Burchell remain at large.

Şüpheli, iki mezun öğrenci Tyler Fog ve Jay Burchell geniş çapta aranıyor.

Sinister plots, large-scale crimes, it's what I live for.

Fesat planlar, büyük çaplı suçlar Ben bunlar için yaşıyorum.

It's a large-scale, clinical trial.

Bu geniş çaplı klinik bir deney.

Click to see more example sentences
large kalabalık

Is there a large crowd outside?

Dışarıda büyük bir kalabalık var?

It was a large crowd.

Büyük bir kalabalık vardı.

Inspector Rowntree is here to see you. Large crowd at the Bazaar this morning. Oh?

Müfettiş Rowntree seni görmek için burada. Pazarda bu sabah büyük bir kalabalık var.

Click to see more example sentences
large serbest

But Spider-Man is still at large.

Ama Örümcek Adam hâlâ serbest.

Is the real Bigfoot still at large?

Gerçek Koca Ayak hala serbest mi?

Escaped wolf still at large!

Kaçan kurt hala serbest!

Click to see more example sentences
large dev

And her high lactic acidosis Points towards anaplastic Large cell lymphoma.

Ve yüksek laktik asit seviyesi anaplastik dev hücreli lenfomayı gösteriyor.

There are shrimp-like crustaceans giant amphipods as large as mice.

Karidese benzeyen su kabukluları, fare kadar dev amfipodlar vardır.

Large diameter bubbles, massive lungs, cold water deep dweller,

Büyük kabarcıklar, dev ciğerler soğuk ve derin su yaratığı.

large bol bol, bol

Cafe mocha, large. Extra cream.

Cafe Mocha büyük boy, bol kremalı.

Expect the usual "prankery" Large pizza deliveries, bogus phone orders.

Alıştığımız şakalardan ziyade bol pizza siparişleri, sahte telefon siparişleri, her şey.

large amounts of musk

Bol miktarda misk kokusu