English-Turkish translations for last:

sonunda, son · geçmek, geçen · en son · son olarak · son şey · son kez · sürmek · sonuncu · ölüm · önceki · nihayet · dayanmak · baki olmak · devam · en sonraki, en sonra · son derece · devam etmek · yetmek · sonuç olarak · son devam etmek · gayet · other translations

last sonunda, son

It's always gonna be "one last" something with you, but the truth is this is not your life now.

Seninle her zaman "son bir" şey olacak ama gerçek şu ki artık senin hayatın bu değil.

When did you see her the last time, today?

Onu en son ne zaman gördünüz, bugün mü?

It's your last night.

Bu senin son gecen.

Click to see more example sentences
last geçmek, geçen

I told you about it two weeks ago and then last week, three days ago, and twice, I think, yesterday.

İki hafta önce söylemiştim ve sonra geçen hafta, üç gün önce, ve sanırım dün, iki kez.

That happened to me last night.

Geçen gece bana olan da bu.

This guy tried to kill you last week.

Bu adam geçen hafta seni öldürmeye çalıştı.

Click to see more example sentences
last en son

When was the last time someone told you just how beautiful you are?

En son ne zaman birisi sana, ne kadar güzel olduğunu söyledi?

Well, then, Frank, that's the last thing these kids need from me.

Peki ama Frank bu çocukların benden ihtiyacı olan en son şey.

Tell us when you saw him last.

Onu en son ne zaman gördüğünü söyle.

Click to see more example sentences
last son olarak

It's always gonna be "one last" something with you, but the truth is this is not your life now.

Seninle her zaman "son bir" şey olacak ama gerçek şu ki artık senin hayatın bu değil.

This is the last one, right?

Ama bu son olsun, tamam mı?

It's not my first or my last.

Bu ilk değil son da olmayacak.

Click to see more example sentences
last son şey

It's always gonna be "one last" something with you, but the truth is this is not your life now.

Seninle her zaman "son bir" şey olacak ama gerçek şu ki artık senin hayatın bu değil.

But now one last thing.

Ama şimdi son bir şey var.

That is the last thing he needs.

Bu onun ihtiyacı olan en son şey.

Click to see more example sentences
last son kez

Hey, I just want to thank you one last time for being here.

Sana son bir kez burada olduğun için teşekkür etmek istiyorum.

You do this one last good thing for your friends.

Dostların için son kez iyi bir şey yap.

It's like the last time

Sanki son kez gibi

Click to see more example sentences
last sürmek

But it's only gonna last for one more day.

Ama bu sadece bir gün daha sürecek.

It didn't last long but that doesn't matter.

Çok uzun sürmedi ama çok da önemli değil.

The war won't last forever.

Savaş sonsuza dek sürmeyecek.

Click to see more example sentences
last sonuncu

Very old and very kind, and the very, very last.

Çok yaşlı ve çok iyi kalpli ve en sonuncu.

This is the last, right?

Bu sonuncusu değil mi?

It'll be our first and last.

Bu bizim ilk ve sonuncu olacak.

Click to see more example sentences
last ölüm

Last night we found him dead.

Geçen gece ölü olarak bulduk.

This death does not last forever.

Bu ölüm sonsuza dek sürmez.

Yeah, three kills in the last nine days.

Evet, son dokuz gün içinde üç ölü.

Click to see more example sentences
last önceki

You know, I called you last night and the night before.

Biliyorsun, dün gece seni aradım ve ondan önceki gece de.

What, like last time and the time before last?

Ne, son seferki ve ondan önceki sefer gibi mi?

We heard this last week and the week before.

Bunu geçen hafta ve ondan önceki hafta da duyduk.

Click to see more example sentences
last nihayet

Yes, and last.

Evet ve nihayet.

Last night, I finally understood, thanks to you.

Dün gece, nihayet anladım. Sana teşekkür ederim.

So in the end, He created one last thing.

O da nihayet, son bir şey yarattı.

Click to see more example sentences
last dayanmak

She won't last a day.

Kız, bir gün dayanamaz.

He won't last that long.

O bu kadar dayanamaz.

Number one lasted eight days.

Bir numara sekiz gün dayandı.

Click to see more example sentences
last baki olmak

Look, I'm really sorry for what happened last night.

Bak, dün gece olanlar için gerçekten çok üzgünüm.

Look what happened last time.

Bak, geçen sefer ne oldu.

Look, Jimmy, I'm really sorry about last night.

Bak, Jimmy, dün gece olanlar için çok üzgünüm.

Click to see more example sentences
last devam

And we'll keep looking. Until the last minute.

Ve aramaya devam edeceğiz son ana kadar.

And one last thing: if you hear a siren or see the police, just keep going.

Son bir şey daha: Bir siren duyar ya da bir polis görürsen sadece yürümeye devam et.

Just keep working on the D.H.D. This may be our last shot.

DHD üstünde çalışmaya devam et. Bu bizim son şansımız olabilir.

Click to see more example sentences
last en sonraki, en sonra

First one, then the next, and the next until at last we die.

Önce bir, sonra bir tane daha ve bir tane daha en sonunda biz ölene kadar.

Then the light-skinned boys, then the dark-skinned girls and then, last but not least, the dark-skinned boys.

Sonra açık tenli erkekler, sonra koyu tenli kızlar ve sonra, en sona koyu tenli erkekler.

Then the light-skinned boys and then the dark-skinned girls and then, last but not least the dark-skinned boys.

Sonra açık tenli erkekler, sonra koyu tenli kızlar ve sonra, en sona koyu tenli erkekler. Üzgünüm.

Click to see more example sentences
last son derece

Roger, I had a very disturbing dream last night.

Roger, dün gece son derece rahatsız edici bir rüya gördüm.

A successful Tantric session lasts seven, eight hours and can cause extreme, sometimes painful, muscle fatigue.

Başarılı bir Tantrik seansı yedi, sekiz saat sürer, bazen son derece acı verici ve kas yorgunluğuna neden olur.

A venomous creature to the last.

Son derece zehirli bir yaratık.

Click to see more example sentences
last devam etmek

And one last thing: if you hear a siren or see the police, just keep going.

Son bir şey daha: Bir siren duyar ya da bir polis görürsen sadece yürümeye devam et.

Just keep working on the D.H.D. This may be our last shot.

DHD üstünde çalışmaya devam et. Bu bizim son şansımız olabilir.

Keep going, the last few metres.

Devam et, son bir kaç metre.

Click to see more example sentences
last yetmek

Cheap, and enough to last us the whole month.

Ucuz ve bize bu ay sonuna kadar yeter.

This dried food and water should last us for weeks.

Bu kuru yiyecekler ve su bize bir hafta yeter.

It's been over a year now. And after last night, enough's enough.

Üzerinden bir yıl geçti ve dün geceden sonra artık yeter.

Click to see more example sentences
last sonuç olarak

As a result, that was my first and last bath.

İlk sonuç olarak bu benim ilk ve son yıkanmam oldu.

And the longer this fog lasts, the worse it will be for you in the end.

Ve bu sis ne kadar uzun sürerse sonuç senin için o kadar kötü olacak.

In conclusion, last night

Sonuç olarak, dün gece

last son devam etmek

And one last thing: if you hear a siren or see the police, just keep going.

Son bir şey daha: Bir siren duyar ya da bir polis görürsen sadece yürümeye devam et.

Just keep working on the D.H.D. This may be our last shot.

DHD üstünde çalışmaya devam et. Bu bizim son şansımız olabilir.

Keep going, the last few metres.

Devam et, son bir kaç metre.

last gayet

Last night we had a nice dinner.

Dün gece gayet güzel bir yemek yedik.