English-Turkish translations for late:

geçenlerde, geç, geçen · son · gecikmiş · bugünlerde · son zamanlarda olan · eski · rahmetli · yeni · merhum · gecikme · geri kalmış · müteveffa · other translations

late geçenlerde, geç, geçen

Then maybe I could have done something to help before it was too late.

O zaman belki ben çok geç olmadan yardım etmek için bir şeyler yapabilirdim.

And then, of course, it's too late.

Ve sonra tabii ki çok geç olur.

It's too late for that, brother.

Bunun için çok geç, kardeşim.

Click to see more example sentences
late son

I know it's late, but can you do one last thing for me?

Biliyorum geç oldu ama, benim için son bir şey yapabilir misin?

Has he been acting strange lately?

Son zamanlarda tuhaf davranıyor mu?

Look, I know you're gonna be really busy today, but we haven't seen much of each other lately.

Ben olacaksın biliyorum, Bak, bugün gerçekten meşgul ama biz çok görmedim Son zamanlarda birbirinin.

Click to see more example sentences
late gecikmiş

It's late this year, isn't it?

Bu yıl gecikti, değil mi?

Yeah. And that makes you late.

Evet, bu da seni gecikmiş yapar.

She's almost an hour late.

Neredeyse bir saat gecikti.

Click to see more example sentences
late bugünlerde

Well, thank you for tonight, Oscar, but it's getting late, and I really should find a hotel.

Bugün için çok teşekkürler Oscar ama geç oluyor ve benim gerçekten bir otel bulmam gerekiyor.

You are a little late today, no?

Bugün biraz geç kaldın, öyle değil mi?

It's too late today.

Bugün çok geç oldu.

Click to see more example sentences
late son zamanlarda olan

Well, I don't know what you said to him, but he's been acting very strange lately.

Ona ne dedin, bilmiyorum. Ama son zamanlarda bir garip davranıyor. Son zamanlarda mı?

It's kind of It's kind of been my problem lately.

Bu bir tür Bu son zamanlarda olan bir tür sorun.

By the way, have you seen them lately?

Bu arada, son zamanlarda onları gördün mü?

Click to see more example sentences
late eski

It'll be too late for you by then, old pal.

O zaman senin için çok geç olacak eski dostum.

Ladies and gentlemen, this is Dr. Adrian Helmsley chief science advisor to the late President Wilson.

Bayanlar ve baylar, ben Dr. Adrian Helmsley eski Başkan Wilson'ın baş bilim danışmanıyım.

It's a new Margo, but she's just as late as the old one.

Bu yeni bir Margo, ama tıpkı eskisi gibi geç kalıyor.

Click to see more example sentences
late rahmetli

Will you be late tonight?

Bu gece rahmetli olacak mı?

Yeah, but it's my late father's.

Evet ama bu rahmetli babamın.

Look! That's my late brother's son.

Bak bak, bu çocuk rahmetli abimin oğlu.

Click to see more example sentences
late yeni

I want to try new things before it's too late for me.

Yeni şeyler denemek istiyorum, benim için çok geç olmadan.

It's incredibly difficult to learn new things late in life, you know?

Bu inanılmaz derecede zor Geç hayatında yeni şeyler öğrenmek için, biliyor musun?

It's not too late to hire a new lawyer, either.

Yeni bir avukat tutmak için de geç değil.

Click to see more example sentences
late merhum

Ladies and gentlemen, this Dr. Adrian Helmsley chief science advisor to the late President Wilson.

Bayanlar baylar, ben Dr. Adrian Helmsley merhum Başkan Wilson'ın Baş Bilim Danışmanı.

Dee, do you know how the late Emperor died?

Dee, merhum İmparator nasıl öldü biliyor musun?

Did Tae Gong Shil know the late Hee Joo?

Tae Gong Shil, merhum Hee Joo'yu tanıyor mu?

Click to see more example sentences
late gecikme

But not seriously late, just a little.

Ama ciddi bir gecikme değil. Sadece biraz.

Yes, five years late.

Evet, beş yıllık gecikme.

I'm sorry for being late, Senator.

Gecikme için özür dilerim Senatör.

Click to see more example sentences
late geri kalmış

We're late. Come back.

Geç kaldık, geri gelin.

We're a step too late.

Bir adım geride kaldık.

But Parag, is Abhimanyu Kaul too late for a comeback?

Ama Parag, geri dönüş için Abhimanyu Kaul çok mu geç kaldı?

late müteveffa

That trader, the late Futterman

Şu tüccar, müteveffa Futterman