English-Turkish translations for laugh:

gülmek, gülen · gülme · gülüş · kahkaha · komik · gülümseme · gülünç · other translations

laugh gülmek, gülen

He is always singing and laughing and he is really a funny guy.

Her zaman şarkı söylüyor ve gülüyor ve gerçekten komik bir adam.

You followed me here to laugh at me?

Buraya kadar bana gülmek için mi geldin?

Now, you laugh at me.

Şimdi de sen bana gül.

Click to see more example sentences
laugh gülme

And I just started laughing,

Ve ben sadece gülmeye başladım.

Yeah, and I'm starting to laugh.

Evet ve ben gülmeye başlayacağım.

And don't laugh.

Ve sakın gülme.

Click to see more example sentences
laugh gülüş

And now when every new baby is born, its first laugh becomes a fairy.

Şimdi her yeni bebek doğduğunda onun ilk gülüşü bir peri olur.

Got a really weird laugh.

Çok garip bir gülüşü var.

What a cute laugh.

Ne sevimli bir gülüş.

Click to see more example sentences
laugh kahkaha

And I'm certain I heard a laugh.

Ve ben bir kahkaha duyduğuma eminim.

That is totally a fake laugh.

Bu tamamen sahte bir kahkahaydı.

What a laugh.

Ne bir kahkaha.

Click to see more example sentences
laugh komik

He is always singing and laughing and he is really a funny guy.

Her zaman şarkı söylüyor ve gülüyor ve gerçekten komik bir adam.

Are you still laughing? It wasn't funny.

Hâlâ gülüyorsun, bu hiç de komik değildi.

You're laughing, but it's not funny.

Gülüyorsun ama hiç komik değil.

Click to see more example sentences
laugh gülümseme

Maybe we'll find a place one day" "to share a laugh or two

Belki bir gün, bir iki gülümseme paylaşmak için bir yer buluruz.

laugh gülünç

This is no laughing matter, Mr. Montgomery.

Bu gülünç bir olay değil, Bay Montgomery.