English-Turkish translations for let:

-meli · -malı · bırakmak · vermek · izin vermek · geçmesine · let · engel · işten çıkarmak · müsaade etmek · other translations

let -meli

Please Papa, let me ask you one question and please this time please, please, tell me the truth

Lütfen baba, izin ver sana bir soru sorayım lütfen bu kez lütfen, lütfen, bana gerçeği söyle

Oh, let me help you with that, little girl.

Sana yardım etmeme izin ver küçük kız.

But let me ask you a simple question.

Ama sana basit bir soru sormama izin ver.

Click to see more example sentences
let -malı

Please Papa, let me ask you one question and please this time please, please, tell me the truth

Lütfen baba, izin ver sana bir soru sorayım lütfen bu kez lütfen, lütfen, bana gerçeği söyle

Oh, let me help you with that, little girl.

Sana yardım etmeme izin ver küçük kız.

But let me ask you a simple question.

Ama sana basit bir soru sormama izin ver.

Click to see more example sentences
let bırakmak

Let me help you because now, we both want the same thing.

Bırak sana yardım edeyim, çünkü şu an ikimiz de aynı şeyi istiyoruz.

Jim please, please, let him go.

Jim lütfen, lütfen bırak onu.

No! Let go of me!

Hayır, bırakın beni!

Click to see more example sentences
let vermek

You know that I would never let anything bad happen to you, right?

Sana bir şey olmasına asla izin vermem, bunu biliyorsun değil mi?

Well, I'll never let that happen again.

Bir daha bunun olmasına, asla izin vermeyeceğim.

Thank you, and thank you for letting me stay in your house, you have a beautiful home, beautiful family, and

Sağ ol, çok sağ ol. Evinde kalmama izin verdiğin için. Çok güzel bir evin ve ailen var.

Click to see more example sentences
let izin vermek

You know that I would never let anything bad happen to you, right?

Sana bir şey olmasına asla izin vermem, bunu biliyorsun değil mi?

I won't let anything happen to him.

Ona bir şey olmasına izin vermem.

Let me tell you something, look.

İzin verin bir şey söyleyeyim.

Click to see more example sentences
let geçmesine

Let's spend the night in the city, and we'll do something special tomorrow, just you and me, okay?

Bu geceyi şehirde geçirelim, ve yarın özel bir şeyler yapalım, sadece sen ve ben, tamam mı? Tamam.

All right, let's go back inside, okay?

Haydi, içeri geçelim, tamam mı? Tamam.

Last week, something happened, and we were all let go.

Geçen hafta bir şey oldu ve gitmemize izin verdiler.

Click to see more example sentences
let let

Let's just hope.

Let's sadece umut.

Good morning Let's eat fried sticks

Günaydın kızarmış yemek Let's sopa

Produced by Let's Film

Produced by Let's Film

Click to see more example sentences
let engel

Don't let me interrupt, Agent DiNozzo.

Bana engel olmayın, Ajan DiNozzo.

Let's live together like school children without any barriers of caste.

Okul çocukları gibi beraber yaşayalım herhangi bir engel olmadan.

Let's make this a handicap race.

Bu yarışı engelli yapalım bakalım.

Click to see more example sentences
let işten çıkarmak

Yeah, that's it, little buddy, just let it out.

Evet, işte böyle küçük dostum. Sadece bırak çıksın.

Then let's go to work.

Hadi o zaman işe çıkalım.

Lets go outside and finish this.

Dışarı çıkalım ve bitirelim bu işi.

let müsaade etmek

Please, Matt, don't let him.

Lütfen Matt, ona müsaade etme.

Alfred, darling, don't let them!

Alfred, sevgilim, müsaade etme!