English-Turkish translations for level:

seviye · bir seviyede · düzey · düz · kat · seviyeli · derece · dengeli · dereceli · aynı seviyede · düzeyli · aşama · -ing veya -led · zemin · mantıklı · düzeltmek · yerle bir etmek · aynı düzeyde · düz yer · level · other translations

level seviye

But we're not on the same level, and he can never be with a freak like me, so

Ama biz aynı seviyede değiliz ve o asla benim gibi bir kaçıkla birlikte olmaz.

All power levels normal.

Tüm güç seviyeleri normal.

Barney has reached a whole new level.

Robin Barney tamamen yeni bir seviyeye ulaştı.

Click to see more example sentences
level bir seviyede

But we're not on the same level, and he can never be with a freak like me, so

Ama biz aynı seviyede değiliz ve o asla benim gibi bir kaçıkla birlikte olmaz.

Zed, you communicate on a different level than most mortals more like a spiritual being.

Zed, çoğu ölümlüden daha farklı bir seviyede iletişim kuruyorsun. Daha çok ruhani bir seviyede.

Guess it's a level eight operation of some sort.

Sanırım bir tür sekizinci seviye operasyonu var.

Click to see more example sentences
level düzey

But this is at another level completely.

Ama bu tamamen başka bir düzey.

I found unusually high levels of aluminum, magnesium, silicon and iron oxide in the wreckage.

Enkazda beklenmedik seviyede yüksek düzeyde alüminyum, magnezyum, silikon ve demir oksit saptadım.

The levels are low, but awfully hard to ignore.

Düşük düzeyde,.. ama görmezden gelmek son derece zor.

Click to see more example sentences
level düz

This planet has a high level of radiation, perhaps the result of some lost atomic war.

Bu gezegende çok yüksek seviyede radyasyon var belki de kaybedilmiş bir atomik savaşın sonucudur.

Maybe it's on the level, and maybe it ain't.

Belki o doğrudur, ve belki de değil.

Levels C and D are clear.

Seviye C ve D temiz.

Click to see more example sentences
level kat

Quinn, is there a security camera on this level?

Quinn, bu katta güvenlik kamerası var mı? Evet, bir tane.

Just heard something on Level Four.

Dördüncü katta bir şey duydum.

In a cell one level down.

Bir kat aşağıda bir hücrede.

Click to see more example sentences
level seviyeli

That's just low level radiation.

Bu sadece düşük seviyeli radyasyon.

But now, it's all contaminated with low-level radiation.

Ama şimdi, her yerinden düşük seviyeli radyasyon yayıIıyor.

He's a low-level, part-time programmer.

Düşük seviyeli, part-time bir programcı.

Click to see more example sentences
level derece

These power levels are extremely low.

Bu güç seviyeleri aşırı derecede düşük.

He's highly intelligent, but he holds a menial or low-level job.

Son derece zeki, ama vasıfsız ya da düşük kademe bir işi var.

Weather system level one and rising.

İklim sistemi birinci derece ve yükseliyor.

Click to see more example sentences
level dengeli

Power balance levels are normal.

Güç denge seviyeleri normal.

Hawking radiation levels are stable.

Hawking Radyasyon seviyesi dengeli.

Nice, level flight.

Güzel, dengeli uçuş.

Click to see more example sentences
level dereceli

Mr Majors, this is Rick Rambis, one of our low-to-mid-level employees.

Bay Majors, bu Rick Rambis orta-dereceli işçilerimizden biri.

He is a low-level operative.

Düşük dereceli bir çalışan.

Difficulty level, novice.

Zorluk derecesi, acemi.

Click to see more example sentences
level aynı seviyede

But we're not on the same level, and he can never be with a freak like me, so

Ama biz aynı seviyede değiliz ve o asla benim gibi bir kaçıkla birlikte olmaz.

The ear and the nose aren't level.

Kulak ve burun aynı seviyede değil.

Reducing everybody and everything to the same level.

Herkesi ve her şeyi aynı seviyeye indirmek.

Click to see more example sentences
level düzeyli

The reports involving high-level people are missing.

Yüksek düzeyli insanları içeren raporlar kayıp.

Jerry Carp's a low-level player.

Jerry Carp düşük düzeyli bir oyuncu.

Still at bottom-level access here.

Hâlâ düşük düzeyli giriş iznim var.

level aşama

First level of security requires a blood sample.

Evet. İlk güvenlik aşaması kan örneği gerektiriyor.

Next-level Mr. Miyagi shit, son.

Sonraki aşama Bay Miyagi boku, evlat!

level -ing veya -led

Two or three more 'completes' and you go to the next level.

İki veya üç "Bitirme" daha ve bir sonraki level desin.

It's not such a big deal at state or district level but this is the national competition. Exactly.

Eyalet veya bölge seviyesinde o kadar büyük bir şey değil ama bu ulusal yarışma.

level zemin

Ground floor, lower level secured.

Zemin kat, aşağı seviye güvende.

level mantıklı

Higher level reasoning, Aeryn.

Üst düzey mantığa, Aeryn.

level düzeltmek

Elevated radiation levels, EMP X-rays, gamma rays, oscillated neutrinos.

Yükselmiş radyasyon rötgenini çeker EMP gama ışınları nötrinolar salındı düzeltir.

level yerle bir etmek

Småstaden Oradour, near Limoges. a SS Panzer division leveled it to the ground.

Småstaden Oradour, Limoges yakınları. Bir SS Panzer bölüğü ortalığı yerle bir etmiş.

level aynı düzeyde

Just like a low-level yakuza, huh?

Sanki, aynı alt düzey bir yakuza gibi!

level düz yer

And the ground is level in town

Ve yer seviyesi de bu kasaba.

level level

Two or three more 'completes' and you go to the next level.

İki veya üç "Bitirme" daha ve bir sonraki level desin.