English-Turkish translations for lieutenant:

teğmen · komiser · yüzbaşı · binbaşı · üsteğmen · korgeneral · yardımcı · (den.) yüzbaşı · asteğmen · vekil · other translations

lieutenant teğmen

Well, I think you'd make a great lieutenant, just like you make a great sergeant.

Bence çok iyi bir teğmen olursun, tıpkı çok iyi bir çavuş olduğun gibi.

Doctor, the Lieutenant wants you.

Doktor, teğmen seni istiyor.

Remember what the lieutenant used to say about trouble?

Teğmen sorun hakkında ne derdi, hatırladın mı?

Click to see more example sentences
lieutenant komiser

Look, Lieutenant, this lady is a very old and dear friend of mine.

Bakın, Komiser, bu bayan çok yaşlı ve benim sevgili dostum.

Lieutenant, I've got an idea.

Komiser, bir fikrim var.

You really are a very stubborn man, aren't you, Lieutenant?

Siz gerçekten inatçı bir adamsınız, değil mi, Komiser?

Click to see more example sentences
lieutenant yüzbaşı

Was there something you wanted to say to me, Lieutenant?

Bana söylemek istediğin bir şey mi var Yüzbaşı?

Lieutenant Paul Booth,

Yüzbaşı Paul Booth.

Lieutenant Commander, and, yes, I would.

Kıdemli Yüzbaşı ve evet, böyle yapardım.

Click to see more example sentences
lieutenant binbaşı

This is Lieutenant Commander Steve McGarrett and Detective Danny Williams.

Bu Binbaşı Steve McGarrett. Bu da Dedektif Danny Williams.

Your relationship with Lieutenant Paris?

Binbaşı Paris ile olan ilişkin mi?

This is Lieutenant Commander Steve McGarrett, requesting naval support.

Ben Deniz Binbaşı Steve McGarrett donanma desteği istiyorum.

Click to see more example sentences
lieutenant üsteğmen

Yes, thank you, Lieutenant.

Evet, teşekkür ederim, Üsteğmen.

Is that lieutenant?

Bu üsteğmen mi?

Lieutenant Scott, this is Dr. Rush.

Üsteğmen Scott, ben Dr. Rush.

Click to see more example sentences
lieutenant korgeneral

Apparently, Lieutenant General Raven is missing.

Görünüşe göre, Korgeneral Raven kayıp.

Lieutenant General Ulysses S. Grant, City Point.

Korgeneral Ulysses S. Grant, City Point.

Aging is truly horrifying, isn't it, Lieutenant General Raven?

Yaşlanmak gerçekten dehşet verici, değil mi, Korgeneral Raven?

Click to see more example sentences
lieutenant yardımcı

Lieutenant Reed destroyed a ship that could have helped us.

Teğmen Reed bize yardımcı olabilecek bir gemiyi yok etti.

The number is registered to Lieutenant Commander Sean Pierce.

Numara, Yardımcı Komutan Sean Pierce adına kayıtlı.

Lieutenant Commander Dan Quagmire, is now a woman.

Yardımcı Kumandan Dan Quagmire şimdi bir kadın.

Click to see more example sentences
lieutenant (den.) yüzbaşı

Lieutenant, what are you saying?

Yüzbaşı, ne demek istiyorsun?

Lieutenant Williams from Wisconsin, Sergeant Hart from Arizona.

Wisconsin'den Yüzbaşı Williams. .ve Arizona'dan Çavuş Hart.

Yes, this is Lieutenant Hayley, L.A.P.D.

Evet, ben Yüzbaşı Hayley, L.A.P.D'den.

Click to see more example sentences
lieutenant asteğmen

Gendarme second lieutenant, Vedat Dinckaya. Communication Sergeant Kamil Ates, captain.

Jandarma Asteğmen, Vedat Dinçkaya. Muhabere Astsubay Üstçavuş Kamil Ateş Komutanım.

Second lieutenant Antonio Jose de Sucre, sir.

Asteğmen Antonio Jose de Sucre, efendim.

Second lieutenant Fernandez Vinoni, sir.

Asteğmen Fernandez Vinoni, efendim.

Click to see more example sentences
lieutenant vekil

I'm deputy chief Brenda Leigh Johnson of the l.A.P.D., And this is lieutenant Flynn.

Ben LAPD'den vekil şef Brenda Leigh Johnson, ve buda teğmen Flynn.

I am Lieutenant Colonel Sullivan St. James.

Ben Vekil Yarbay Sullivan St. James.

Captain Jameson, this is Lieutenant Druggin.

Yüzbaşı Jameson, bu Vekil Druggin.