English-Turkish translations for like:

gibi · olası · istemek · sanki · sevmek · aynı · kadar · hoşlanmak · mesela · hoşuna gitmek · benzer, benzeri · beğenmek · dilemek · · çılgın gibi · zevk · eşit · çabucak · other translations

like gibi

Yeah, I'm happy, because that's the first time you've ever done something like a real person.

Mutlu oldun mu? Evet mutlu oldum. İlk defa gerçek biri gibi bir şey yaptın.

No. He's not like us.

Hayır, o bizim gibi değil.

I have a little girl just like you at home.

Benim de, evde aynı senin gibi küçük bir kızım var.

Click to see more example sentences
like olası

Yeah, I'm happy, because that's the first time you've ever done something like a real person.

Mutlu oldun mu? Evet mutlu oldum. İlk defa gerçek biri gibi bir şey yaptın.

It's always been like that.

Her zaman böyle oldu bu.

Perhaps I'm not a man who should have a woman like her.

Belki de ben, onun gibi bir kadına sahip olacak bir adam değilim.

Click to see more example sentences
like istemek

I don't want to say things like this, but she's not good enough for you!

Bu tür şeyler söylemek istemiyorum ama o kadın senin için yeterince iyi değil!

I'd love to help you. I love you like a brother, but this is ridiculous.

Sana yardım etmek isterdim Seni kardeşim gibi severim ama bu çok saçma!

Would you like something to drink or to eat?

İçecek ya da yiyecek bir şey ister misiniz?

Click to see more example sentences
like sanki

And it's not like you

Ve sanki bu sen değilsin.

What, like there ain't no such thing?

Ne, sanki öyle bir şey yok mu?

It's like she knows you.

Sanki kadın seni tanıyor gibi.

Click to see more example sentences
like sevmek

But he's like you and me.

Ama o seni ve beni seviyor.

It's really good and everybody likes it.

Bu gerçekten iyi ve herkes seviyor.

That's, like, my favorite show ever.

Bu benim en sevdiğim program.

Click to see more example sentences
like aynı

Yeah, just like you.

Evet, aynı senin gibi.

It's like your friend, remember?

Aynı senin şu arkadaşın gibi?

Well, yes, quite like him..

Aslında evet. Aynı onun gibi.

Click to see more example sentences
like kadar

There's something about this that is so black, it's, like, how much more black could this be?

Bence bu çok kara bir şey gibi, şey gibi, bu daha ne kadar siyah olabilir?

I'd like to show her how special she is.

Ona ne kadar özel olduğunu göstermek istiyorum.

But, like all dreams, well, I'm afraid this can't last forever.

Ama bütün hayaller gibi, ne yazık ki bu da sonsuza kadar süremez.

Click to see more example sentences
like hoşlanmak

Now, what's a nice girl like you doing in a place like this?

Şimdi senin gibi hoş bir kız, böyle bir yerde ne yapıyor?

A pretty lady like you shouldn't be out here all alone.

Senin gibi hoş bir bayan burada tek başına olmamalı.

You seem like a really nice lady.

Sen gerçekten hoş bir bayana benziyorsun.

Click to see more example sentences
like mesela

What, to be like you?

Ne, sen gibi olmak mesela?

People like me.

Mesela benim gibi

Like this door.

Bu kapı mesela.

Click to see more example sentences
like hoşuna gitmek

Okay, I have to tell you something, but you're not going to like it.

Tamam, sana bir şey söylemeliyim ama hoşuna gidecek bir şey değil.

I really like this one, honey.

Bu gerçekten hoşuma gitti tatlım.

I especially liked that "complicated relationship" part.

Özellikle "karmaşık ilişki" bölümü hoşuma gitti.

Click to see more example sentences
like benzer, benzeri

He said something like that, yeah.

Buna benzer bir şey söyledi, evet.

A ghost, or something like that.

Bir hayalet ya da benzer bir şey.

It's usually for drugs or something like that.

Genellikle uyuşturucu ya da benzeri şeyler için oluyor.

Click to see more example sentences
like beğenmek

Yeah, I like him, too.

Evet, ben de onu beğendim.

Thanks, dad. I hope he likes me.

Sağ ol baba, umarım beni beğenir.

Oh, I actually really like that hat.

Oh, aslında o şapkayı gerçekten beğendim.

Click to see more example sentences
like dilemek

Guy was like, "I'm so sorry,"and I was like," no, no, no.

Adam dedi ki, "Özür dilerim"ben de" hayır, hayır, hayır" dedim.

Like I said, I'm sorry.

Dediğim gibi özür dilerim.

Look, I'm sorry it happened like this.

Bak, böyle olduğu için özür dilerim.

Click to see more example sentences
like

Like a good wife.

İyi bir gibi.

Well, like my wife says, that's a good question.

Evet, eşimin de dediği gibi, bu güzel bir soru.

My life, like yours, will be spent being a good wife and a good mother

Benim hayatım da seninki gibi iyi bir ve anne olarak geçecek.

Click to see more example sentences
like çılgın gibi

She's, like, "Crazy, Stupid, Love"crazy, not like people who loved" Crazy, Stupid, Love" crazy.

Çılgın Aptal Aşk"gibi çılgın." Çılgın Aptal Aşk"ı seven insanlar kadar da çılgın değil.

Like I said, it's crazy, right?

Dediğim gibi, çılgınca değil mi?

She seems like a crazy actress, man.

Çılgın bir aktris gibi duruyor dostum.

Click to see more example sentences
like zevk

It's a real pleasure having someone like you visit.

Senin gibi birini ağırlamak gerçek bir zevk.

looks like a good place simple pleasure that woof is a fox

İyi bir yer olarak görünüyor. Basit zevk. Bu kurt bir tilkidir.

More like a tour, a little tour of pleasures.

Daha ziyade bir tur. Zevkler dünyasında bir tur.

Click to see more example sentences
like eşit

No, not the same, but equally important equally creative, equally sacred, if you like.

Hayır, aynı şey değil ama eşit derecede önemli,.. yaratıcı ve istersen eşit derecede kutsal.

Dad, they're they're never gonna treat us like equals.

Baba, onlar bize asla eşit muamele yapmayacaklar.

They're equal parts vanilla and chocolate, like us.

Vanilya ve çikolatayı eşit kullandım, bizim gibi.

Click to see more example sentences
like çabucak

Like, now, quickly.

Yani şimdi, çabucak.

like the bloodline of Kings A swiftly flowing stream of memory and sorrow

Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederin

Just do it quick, like a Band-Aid.

Çabucak yap işte. Yara bandı gibi.