English-Turkish translations for likely:

olası · iyi · güzel · belki · ihtimali, ihtimal · büyük ihtimalle · muhtemelen · inandırıcı · galiba., galiba · uygun · mümkün · mantıklı · muhtemel · meyilli · other translations

likely olası

Yeah, I'm happy, because that's the first time you've ever done something like a real person.

Mutlu oldun mu? Evet mutlu oldum. İlk defa gerçek biri gibi bir şey yaptın.

It's always been like that.

Her zaman böyle oldu bu.

Perhaps I'm not a man who should have a woman like her.

Belki de ben, onun gibi bir kadına sahip olacak bir adam değilim.

Click to see more example sentences
likely iyi

I don't want to say things like this, but she's not good enough for you!

Bu tür şeyler söylemek istemiyorum ama o kadın senin için yeterince iyi değil!

That doesn't sound like a very good idea.

Bu pek de iyi bir fikir gibi gelmiyor.

And not in a good way like me.

Ve benim ki gibi iyi anlamda değil.

Click to see more example sentences
likely güzel

What's a nice girl like you doing in a place like this?

Senin gibi güzel bir kız böyle bir yerde ne yapıyor?

She's a good woman and I like the kids too, but

O güzel bir kadın ve ben de çocukları severim, fakat

Like a night like tonight with the dinner and the candles and a pretty girl?

Bu akşam ki gibi bir akşam yemek, mumlarla ve güzel bir kız?

Click to see more example sentences
likely belki

Maybe not like you, but, you know

Belki senin gibi değil, ama, uh

Maybe that's why I like you, Tom.

Belki de seni bu yüzden seviyorum Tom.

But maybe she is more like me than myself.

Ama belki o bana benden daha yakın

Click to see more example sentences
likely ihtimali, ihtimal

But you'll probably be a doctor like your mother.

Ama büyük ihtimalle, annen gibi bir doktor olacaksın.

He'll be blind in one eye. Most likely deaf.

Bir gözü kör ve büyük ihtimalle sağır olacak.

Most likely for the next six to eight hours.

Büyük ihtimalle önümüzdeki altı ile sekiz saat boyunca.

Click to see more example sentences
likely büyük ihtimalle

But you'll probably be a doctor like your mother.

Ama büyük ihtimalle, annen gibi bir doktor olacaksın.

He'll be blind in one eye. Most likely deaf.

Bir gözü kör ve büyük ihtimalle sağır olacak.

Most likely for the next six to eight hours.

Büyük ihtimalle önümüzdeki altı ile sekiz saat boyunca.

Click to see more example sentences
likely muhtemelen

Dude, I was thinking, I was, like, You know, I probably need a plan here but what plan?

Ahbap, düşünüyordum da, ben anlarsın ya, muhtemelen bir plana ihtiyacım var ama ne planı?

She's probably waiting for an exit visa, or she'll be stuck here like the rest of them.

Muhtemelen, o bayan bir çıkış vizesi için bekliyor, ya da diğerleri gibi burada sıkışıp kalacak.

He's probably just like me.

Muhtemelen benim gibi olmalı.

Click to see more example sentences
likely inandırıcı

Believe me, I will never do anything like this again.

Bir daha asla böyle bir şey yapmayacağım. İnan bana.

Now, look, I'd like to believe you, Clark, but

Şimdi, bak, sana inanmak istiyorum Clark, ama

Believe me, I know what that feels like.

İnan bana, nasıl bir şey olduğunu biliyorum.

Click to see more example sentences
likely galiba., galiba

I guess you've had a hard life just like your dad.

Galiba sen de baban gibi zor bir hayat geçirdin.

Looks like Ryan has found himself a new family.

Galiba Ryan kendine yeni bir aile bulmuş.

Looks like they're building something.

Galiba bir şey inşa ediyorlar.

Click to see more example sentences
likely uygun

If you have anything you'd like to say, now would be the time.

Eğer söylemek istediğin bir şey varsa, şimdi uygun bir zaman.

I don't know what that means but "wear a condom" seems like an appropriate response

Ne anlama geldiğini bilmiyorum ama "prezervatif takmak" daha uygun bir cevap gibi.

Looks like everything is going according to plan.

Görünüşe göre, her şey plana uygun gidiyor.

Click to see more example sentences
likely mümkün

Look, I'd like to help, but it's not possible.

Yardım etmek isterdim ama bu mümkün değil.

If it's possible, I'd like to go somewhere else.

Eğer mümkünse, başka bir yere gitmek istiyorum.

I mean, it sounds like magic, but it it's possible. It's happening.

Yani, sihirli bir şey gibi geliyor kulağa, ama bu mümkün.

Click to see more example sentences
likely mantıklı

Doesn't make any sense, that church is beautiful, and this priest is living like a prisoner.

Bu hiç mantıklı değil, bu kilise güzel ve bu rahip bir mahkum gibi yaşıyormuş.

So this, like, totally doesn't make sense.

Yani bu sanki, tamamen mantıklı değil.

He seems like a reasonable man.

Mantıklı bir adam gibi görünüyor.

Click to see more example sentences
likely muhtemel

And the most likely suspect is the person who tried to help him, right?

Ve en muhtemel şüpheli de ona yardım etmeye çalışan kişi, değil mi?

It makes him the most likely target.

Bu onu en muhtemel hedef yapıyor.

Seems the most likely explanation.

En muhtemel açıklama gibi görünüyor.

Click to see more example sentences
likely meyilli

The bleeding and the shiner, and that one looks like she's suicidal.

Kanayan, gözü morarmış ve şu da intihara meyilli gibi görünüyor.