English-Turkish translations for link:

bağlantılı, bağlantı · birleştirmek, birleşmek · halka · bağlan · bağ · bağlamak · zincir · bağlantı kurmak · birbirine bağlamak · other translations

link bağlantılı, bağlantı

There's a genetic link between mothers and daughters and sisters who have had breast cancer.

Meme kanseri olan anneler kızlar ve kardeşler arasında genetik bir bağlantı var.

So what's the link between Eddie Field and Ronnie Stokes?

Peki Eddie Field ve Ronnie Stokes arasındaki bağlantı ne?

But only if we establish a link with the interface dart.

Ama sadece bir bağlantı kurmak durumunda arayüz dart ile.

Click to see more example sentences
link birleştirmek, birleşmek

There's a genetic link between mothers and daughters and sisters who have had breast cancer.

Meme kanseri olan anneler kızlar ve kardeşler arasında genetik bir bağlantı var.

So that's the missing link between science and magic.

Bilim ve büyü arasındaki kayıp halka bu işte.

Look for a link between Rachel Lawson and Paul McNamara.

Rachel Lawson ve Paul McNamara arasında bir ilişki var bakın.

Click to see more example sentences
link halka

But there is always a weak link, isn't there?

Ama her zaman zayıf bir halka vardır, değil mi?

I am not a missing link.

Ben kayıp bir halka değilim.

Another weak link, just like the others.

Diğerleri gibi bir zayıf halka daha.

Click to see more example sentences
link bağlan

I know it's irrational, but it feels forever linked to you.

Mantıksız olduğunu biliyorum, ama bu sonsuza kadar sana bağlı olacak.

Was it linked to a radio or a cell phone?

Bir telsize ya da cep telefonuna bağlı mı?

Agent ferrell, these telekinetic events are linked to stress.

Ajan Ferrell, bu tür telekinetik olaylar strese bağlıdır.

Click to see more example sentences
link bağ

There's a link between this woman and me.

Bu kadınla benim aramda bir bağ var.

A link between the two victims exists.

İki kurban arasında bir bağ mevcut.

An emotional and spiritual link is forged, John.

Bir duygusal ve ruhsal bağ kurulur John.

Click to see more example sentences
link bağlamak

But you know something. And I think it links Mr Bates to the dead valet.

Ama bir şey biliyorsun ve bence bu Bay Bates'i ölü uşağa bağlıyor.

There's no evidence linking Brody to Abu Nazir.

Abu Nazir'i Brody'e bağlayan bir kanıt yok.

The forensic evidence linking all these people what is it?

Bütün bu insanları birbirine bağlayan adli delil. Nedir o?

Click to see more example sentences
link zincir

A chain is only as strong as its weakest link,

Bir zincir yalnızca en zayıf halkası kadar güçlüdür.

Everyone knows who's the weakest link in the chain.

Herkes, zincirin en zayıf haklasının kim olduğunu biliyor.

Chain is only as strong as its weakest link.

Bir zincir, en zayıf halkası kadar güçlüdür.

Click to see more example sentences
link bağlantı kurmak

But, um, this book is about making the link,

Ama bu kitap bir bağlantı kurmakla ilgili.

But only if we establish a link with the interface dart.

Ama sadece bir bağlantı kurmak durumunda arayüz dart ile.

PPP link established.

PKP bağlantısı kuruldu.

link birbirine bağlamak

The forensic evidence linking all these people what is it?

Bütün bu insanları birbirine bağlayan adli delil. Nedir o?