English-Turkish translations for loan:

kredi · borç · ödünç · ödünç vermek · borç vermek · ödünç para · borçlanma · ödünç verilen şey · other translations

loan kredi

Mr. Ford, I want to thank you, sir, because this loan isn't just for me.

Bay Ford, size teşekkür etmek istiyorum, çünkü bu kredi sadece benim için değil.

The bank called this morning cedar hills savings and loan.

Bu sabah bankadan aradılar. Cedar Hills Tasarruf ve Kredi Kurumu.

So many student loans, gambling debts and this ranch that's falling apart.

Çok fazla öğrenci kredisi, kumar borcu ve dağılan bu çiftlik.

Click to see more example sentences
loan borç

Think you could loan us a couple of bucks?

Bize bir kaç dolar borç verebilir misin?

Just a small loan for a new suit.

Küçük bir borç. Yeni bir takım almak için

It's a loan.

Bu bir borç.

Click to see more example sentences
loan ödünç

The Chinese government loaned us Pong Ping and Ting Tang, the world's most famous pandas.

Çin hükümeti dünyanın en ünlü pandaları Pong Ping ve Ting Tang'ı ödünç verdi.

Mr. Thomas Crown has very generously loaned us a Pissarro until our own Monet is restored to us.

Bay Thomas Crown, çok cömert bir şekilde kendi Monet'miz iade edilene kadar bize bir Pissarro ödünç verdi.

And they loaned them to us, which means they gave them to us.

Ki onlar bunları bize ödünç verdi bu da bizim olmuş demek oluyor.

Click to see more example sentences
loan ödünç vermek

The Chinese government loaned us Pong Ping and Ting Tang, the world's most famous pandas.

Çin hükümeti dünyanın en ünlü pandaları Pong Ping ve Ting Tang'ı ödünç verdi.

Well, it's not mine, but somebody loaned it to me.

Benim değil ama Birisi bana ödünç verdi ve

Hey, thanks for loaning me this shirt, man.

Bu tişörtü bana ödünç verdiğin için sağ ol adamım.

Click to see more example sentences
loan borç vermek

Think you could loan us a couple of bucks?

Bize bir kaç dolar borç verebilir misin?

If you need money, would you please let me loan you some?

Eğer para lazımsa lütfen, lütfen izin ver sana biraz borç vereyim.

Can you loan me some money?

Bana biraz borç verebilir misin?

Click to see more example sentences
loan ödünç para

Mike told me you borrowed money from a loan shark.

Mike bana bir tefeciden para ödünç aldığını söyledi.

He loaned me money.

Bana ödünç para verdi.

loan borçlanma

No more loan sharking, no more storefront scams.

Daha fazla borçlanma, dükkanı daha çok zorlama.

loan ödünç verilen şey

Um, Kanta loaned me this umbrella. Oh!

Şey, Kanta bu şemsiyeyi ödünç verdi.