English-Turkish translations for local:

yerel · yerliler, yerli · bölgesel · halk · buralı · lokal · sınırlı · yöresel · sakin · yöre · civar · mahalle · other translations

local yerel

It has a local name but I'm warning you, Jack, it doesn't sound good.

Yerel bir adı var ama seni uyarıyorum Jack, kulağa pek hoş gelmiyor.

This guy's a local hero.

Adam yerel bir kahraman.

A big day for a big name in local high-school football.

Yerel lise futbolunda büyük bir isim için büyük bir gün.

Click to see more example sentences
local yerliler, yerli

Let me tell you something about the local girls.

Sana yerli kızlar hakkında bir şey söyleyeyim.

And a late entry, young Anakin Skywalker a local boy.

Ve son katılan, genç Anakin Skywalker yerli bir çocuk.

There's a local girl, ma'am, Beth.

Beth adında yerli bir kız var, bayan.

Click to see more example sentences
local bölgesel

This is a local crime.

Bu bölgesel bir suç.

It's a local police car!

O bir bölgesel polis arabası!

What's the biggest local paper for that region?

O bölgenin en büyük yerel gazetesi ne?

Click to see more example sentences
local halk

I have a friend, a local.

Bir dostum var, yerel halktan.

Apparently, this road's a popular shortcut for the locals.

Anlaşılan bu yol yerel halk için popüler bir kestirme yolmuş.

Yeah, he's a local fence.

Evet, yerel halktan biri.

Click to see more example sentences
local buralı

He's not local and no one knows who he is.

O genç buralı değil ve kim olduğunu bilen yok.

This guy looks local.

Bu adam buralı gibi.

She's not local.

Kız buralı değil.

Click to see more example sentences
local lokal

It's a minor procedure, Bex, but we'll give you a local anesthetic to manage the pain.

Bu çok küçük bir işlem Bex, ama yine de acı duymaman için lokal anestezi yapacağız.

This is local party chairman.

Bu lokal bir parti başkan.

Under local anesthesia,we run a thin needle into the amniotic sac and extract a little fluid.

Lokal anestezi altında, amniyon kesesi içine ince bir iğne yardımıyla girerek biraz sıvı alıyoruz.

Click to see more example sentences
local sınırlı

Consistent with local customs and standards. And? And what?

Yerel gelenekler ve standartlarla sınırlı. ve? ve ne?

Border services, local police.

Sınır hizmetleri, yerel polis.

They're locals, not border patrol.

Onlar yerli, sınır devriyesi değil.

Click to see more example sentences
local yöresel

Listen, Grace, it's a local matter.

Dinle, Grace. Bu yöresel bir konu.

It's a local legend.

Yöresel bir efsane var.

No. No, the seafood option should be local.

Hayır, hayır, deniz ürünleri seçeneği yöresel olmalı.

Click to see more example sentences
local sakin

Yeah, for a local kid, he's pretty good at this.

Evet, yöre sakini bir çocuk için, bu işte oldukça iyi.

Last night, a local resident suffered a heart attack.

Dün gece bir bölge sakini kalp krizi geçirmiş.

You may be a monster to the local inhabitants but you're just another lizard to O'Doul.

Buranın sakinleri için bir canavar olabilirsin ama O'Doul için kertenkeleden başka bir şey değilsin.

Click to see more example sentences
local yöre

Yeah, for a local kid, he's pretty good at this.

Evet, yöre sakini bir çocuk için, bu işte oldukça iyi.

A few locals killed, too and a double-dealing comandante named Ramirez.

Birkaç yöre sakini de öldürüldü ve çift taraflı oynayan kumandan Ramirez de.

It's not just the locals.

Sadece yöre sakinleri değil.

Click to see more example sentences
local civar

And the leader ofthe group was a storekeeper a local storekeeper.

Grubun lideri bir dükkân sahibiydi; civarda bir dükkân işletiyordu.

That's the local santero.

Bu civarın Santería rahibi.

Arnold Green, local luminary of organized crime.

Arnold Green, civardaki organize suçların önde gelen ismi.

local mahalle

Do not worry, it's just Roger, our Local maniac.

Merak etmeyin. Bu Roger, bizim mahallenin manyağı.

A couple of local bulletheads.

Bir çift mahalle serserisi.