locked

You're going to be locked in, but more importantly, everyone else will be locked out.

İçeride kilitli olacaksın ama daha da önemlisi herkes bir yerlerde kilitli olacak.

My mom's always trying to get me to get a stronger lock, but, you know, this one does the trick, so

Annem her zaman bana daha güçlü bir kilit almaya çalışıyor ama bilirsin, bunun bir hilesi var, bu yüzden

He comes in once a month, but it's always after we've, uh, closed and I've locked up.

O, ayda bir kez geliyor ama biz ettik sonra her zaman, ah, kapalı ve ben kilitlendi.

Please promise you keep an eye on me tonight. And lock the door.

Lütfen bana bu gece göz kulak olacağına söz ver ve kapıyı kilitle.

Look, take this gun, and you lock that door.

Bak, bu silahı al ve kapıyı kilitle.

'Please stay inside and lock all doors and windows.

'Lütfen içerde kalın ve tüm kapı ve pencereleri kilitleyin.'

Well, that's the great irony here, ben, Because I want the one thing that John Locke didn't.

Bu çok büyük bir ironi Ben çünkü ben John Locke'un istemediği bir şeyi istiyorum.

And now she's locked in a room with Allison, Kevin, and Henry.

Ve şu anda Allison, Kevin, ve Henry ile aynı odada kilitli.

Lock the door and don't answer it for anyone, okay?

Kapıyı kilitle ve kimseye cevap verme, tamam mı?

Why was this door locked?

Bu kapı neden kilitli?