English-Turkish translations for long:

uzunluğunda, uzun, uzunca · çoktan, çok · uzun zamandır, uzun zaman · uzun süre · uzun süren · boyunca · uzun vadeli · büyük · uzak · istemek · yorucu · özlemle · çok istemek · asık · upuzun · uzunlukta, uzunluk · özlem duymak · akıl · hayli · özlemek · özlemini çekmek · arzu etmek · zekâ · other translations

long uzunluğunda, uzun, uzunca

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

That was a long time, long time ago.

Çok ama çok uzun zaman önceydi o.

For a long time, actually. A long time.

Uzun bir süre hem de, gerçekten uzun bir süre.

Click to see more example sentences
long çoktan, çok

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Well, that was a long time ago.

Şey, bu çok uzun zaman önceydi.

Well but it was so long ago.

Şey, ama bu çok uzun zaman önceydi.

Click to see more example sentences
long uzun zamandır, uzun zaman

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

It's been a long, long time.

Uzun, çok uzun zaman oldu.

I guess four years is a long time to wait.

Sanırım dört yıl, beklemek için uzun bir zaman.

Click to see more example sentences
long uzun süre

I mean, three months is too long. And I just want to be with you.

Yani, üç ay çok uzun bir süre ve ben sadece seninle olmak istiyorum.

That sounds like a long time.

Bu uzun bir süre gibi geliyor.

Three years is too long to be away.

Üç yıl uzakta olmak çok uzun bir süre.

Click to see more example sentences
long uzun süren

But, honey, you and I both know it's not gonna take that long.

Ama tatlım, ikimiz de biliyoruz ki bu, o kadar uzun sürmeyecek.

But this time going for long

Ama bu kez uzun sürdü.

What is taking you so long?

Bu kadar uzun süren ne?

Click to see more example sentences
long boyunca

Because you and I are gonna be friends for a long time.

Çünkü sen ve ben uzun bir zaman boyunca arkadaş olacağız.

I mean, for a long time, nothing.

Uzun zaman boyunca bir şey olmadı.

Yes. For how long?

Ne kadar süre boyunca?

Click to see more example sentences
long uzun vadeli

But in the long run, it's best.

Fakat uzun vadede, en iyisi bu.

Daisy and I had just gotten out of a long-term relationship

Daisy ve ben bir uzun vadeli bir ilişki için çıkmıştık

Consider it as a long-term investment.

Bunu uzun vadeli bir yatırım olarak düşün.

Click to see more example sentences
long büyük

A really big secret for a long time.

Uzun bir süre için gerçekten büyük bir sır.

She's got long dark hair and big brown eyes.

Uzun koyu saçları ve büyük kahverengi gözleri var.

Whatever this grand trick is, it was designed a long time ago.

Bu büyük numara her ne ise uzun bir süre önce tasarlanmış.

Click to see more example sentences
long uzak

A long, long time ago in a land far, far away, there lived a warrior warrior with empty eyes.

Çok çok uzun zaman önce, çok çok uzak bir ülkede bir savaşçı, boş gözlü bir savaşçı yaşardı.

Anyway it's your fault for being away so long.

Neyse bu kadar uzakta olman senin suçun.

But I have been away too long.

Ama çok uzun zaman uzakta kaldım.

Click to see more example sentences
long istemek

I mean, you've been around here a long time and I really mean a long time.

Yani, demek istediğim uzun zamandır buradasın ve gerçekten uzun bir zaman demek istedim.

We had a long talk, and she wants what's best for you.

Uzun uzun konuştuk, ve o senin için en iyisini istiyor.

I know how long you've wanted this job, so

Bu işi ne kadar çok istediğini biliyorum.

Click to see more example sentences
long yorucu

As you know, it's been a very long and a very trying day for us all.

Bildiğiniz gibi bu hepimiz için çok uzun ve çok yorucu bir gün oldu.

Oh, baby, it's been a long night.

Ah bebeğim. Yorucu bir gece oldu!

It's just a long night. That's all.

Sadece yorucu bir geceydi, hepsi bu.

Click to see more example sentences
long özlemle

But deep down there's a longing for something else.

Ama derinlerde bir yerde özlem duyduğum başka bir şey var.

Love, anger, longing, happiness, fear, friendship

Aşk, öfke, özlem, mutluluk, korku, dostluk

He's longing to see Karan and Arjun.

O Karan ve Arjun'un özlemini çekiyor.

Click to see more example sentences
long çok istemek

Long time ago There was so much I wanted to say to her.

Uzun zaman önce ona söylemek istediğim çok fazla şey vardı.

I mean, I mean, it's been a long time.

Yani, demek istediğim, çok uzun zaman oldu.

It's something you've wanted for a long, long time.

Çok ama çok uzun zamandır istediğin bir şey.

Click to see more example sentences
long asık

Then why the long face?

O zaman yüzün niye asık?

Max, why the long face?

Max, neden suratın asık?

And two long faces, huh?

Ve iki asık surat, ha?

Click to see more example sentences
long upuzun

Once upon a time, there was a little girl named Helen with a happy smile, and she had long, beautiful hair.

Bir zamanlar Helen adlı küçük bir kız varmış mutlu bir gülümsemesi olan. Güzel mi güzel, upuzun saçları varmış.

It's like one long night.

Sanki upuzun bir gece gibi.

I hope a long, long time.

Umarım uzun, upuzun bir süre.

Click to see more example sentences
long uzunlukta, uzunluk

These monsters grow to eight metres long.

Bu canavarlar sekiz metre uzunluğa erişiyorlar.

Just a week ago, there was a three-mile long, ten-metre deep lake here.

Daha bir hafta önce, burada beş kilometre uzunlukta on metre derinlikte bir göl vardı.

The Camptown racetrack's five miles long

Camptown yarış pisti beş mil uzunlukta.

long özlem duymak

But deep down there's a longing for something else.

Ama derinlerde bir yerde özlem duyduğum başka bir şey var.

This is a poem Poe wrote longing for his dead wife.

Poe, bu şiiri özlem duyduğu ölü eşi için yazmış.

Even as he changed, Roscuro still had longing.

Roscuro, değişseydi bile yine de özlem duyacaktı.

long akıl

How long have you been playing tennis for, smart arse?

Sen ne kadar zamandır tenis oynuyorsun akıllı bıdık?

Sava Sumanovic spent a long time in psychiatric hospital.

Sava Sumanovic uzun süre akıl hastanesinde kaldı.

Smart tongues don't waggle for long.

Akıllı diller çok fazla sallanmaz.

long hayli

Professor Isayama died a long time ago after the first Godzilla attack, in fact.

Profesör Isayama, hayli zaman önce ilk Godzilla saldırısından sonra ölmüştü aslında.

A fearfully long time ago.

Bir hayli zaman önce.

long özlemek

I missed you. Why take so long?

Seni özledim, neden bu kadar geciktin?

Longing and denial.

Özlemek ve reddetmek.

long özlemini çekmek

He's longing to see Karan and Arjun.

O Karan ve Arjun'un özlemini çekiyor.

Javi finally found his longed-for partner.

Javi, sonunda özlemini çektiği ortağı bulmuştu.

long arzu etmek

I've long wanted to satisfy this desire.

Uzun zamandır bu arzuyu tatmin etmek istiyordum.

long zekâ

Kimber's head line is really long.

Kimber'ın zeka çizgisi çok uzun.