English-Turkish translations for look:

bakmak, bakış · görünmek, görmek, görünüşlü · araştırmak, aramak · görünüş · bakar · göz · bakma · yüz · göstermek · görünüm · düşünmek · güvenmek · dikkatle bakmak · görüntü · hava · ummak · ifade · benzemek · ümit · bakan · yüz ifadesi · gözükmek · ziyaret etmek · tavır · uğraşmak · iyileşmek · kolaçan · other translations

look bakmak, bakış

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Look what I have for you

Bak bende ne var senin için

Look, I don't know nothing about that, man.

Bak, ben bir şey bilmiyorum Bu konuda, dostum.

Click to see more example sentences
look görünmek, görmek, görünüşlü

Well, the important thing is I'm here now, and you look really nice tonight.

Pekala, önemli olan şey, şu an benim burada olmam, ve bu gece çok hoş görünüyorsun.

Looks like your brother died, just like you wanted.

Görünüşe göre kardeşin tam da senin istediğin gibi öldü.

Well, it looks like he knows you.

Ama o seni tanıyor gibi görünüyor.

Click to see more example sentences
look araştırmak, aramak

Yeah, but you know there's no such thing. There's just people. And they're looking to you for help.

Evet ama böyle bir şey olmadığını biliyorsun sadece insanlar var ve yardım için seni arıyorlar.

Apparently, we're not the only one looking for him.

Görünüşe göre onu arayan bir tek biz değiliz.

You are looking for a job?

Bir mi arıyorsun?

Click to see more example sentences
look görünüş

Looks like your brother died, just like you wanted.

Görünüşe göre kardeşin tam da senin istediğin gibi öldü.

Looks like he's made new friends.

Görünüşe göre yeni arkadaşlar edinmiş.

Looks like someone's memory is coming back.

Görünüşe göre birilerinin hafızası geri geliyor.

Click to see more example sentences
look bakar

Because I look at you, and I think you were a child once, with a mother and a father and a home.

Çünkü sana bir bakıyorum da, ve bir zamanlar senin de annesi ve babası ve bir evi olan bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

Yeah, I'm looking right at it.

Evet, ben de ona bakıyorum.

Yes, I'm looking at them now.

Evet, şu anda onlara bakıyorum.

Click to see more example sentences
look göz

Come and have a look at this.

Gel ve şuna bir göz at.

Open your eyes and look at what you did!

Gözlerini ve ne yaptığına bir bak!

I'm I'm looking forward to it, too. thank you.

Ben de dört gözle bekliyorum. Teşekkür ederim.

Click to see more example sentences
look bakma

No, no, don't look at me.

Hayır, hayır sakın bana bakma.

Just don't look down, okay?

Aşağı bakma sakın, tamam mı?

Never, ever look down, okay?

Asla yere bakma, tamam mı?

Click to see more example sentences
look yüz

Sarah is a very pretty girl, isn't she? Yeah, she is. Is that why you looked so scared?

Sarah çok tatlı bir kız değil mi? Evet, öyle. O yüzden mi bu kadar korkmuş görünüyorsun?

So tell me, why am I looking at a new face?

Söyle bana, neden yeni bir yüze bakıyorum şu anda?

Look, I'm sorry. And I appreciate everything you did, so I made you some meatballs.

Bak, üzgünüm ve yaptığın her şeyi takdir ediyorum, bu yüzden sana köfte yaptım.

Click to see more example sentences
look göstermek

Look, there is something else I have to show you.

Bak sana göstermek istediğim başka bir şey var.

Show us what a real woman looks like!

Gerçek bir kadının nasıl olduğunu bize göster!

This guy makes Captain America look like "the dude.

Bu adam Kaptan Amerika'yı "Züppe" gibi gösteriyor.

Click to see more example sentences
look görünüm

Yeah, that's not a good look.

Evet, bu iyi bir görünüm değil.

I thought you'd be better looking.

Ben de daha iyi görünümlü olacağını.

You are very pretty, and smart. And I'm a stupid looking and uneducated.

Sen çok güzel ve akıllısın, ama ben aptal görünümlü, ve eğitimsiz biriyim.

Click to see more example sentences
look düşünmek

Look, I don't think this is a good thing.

Bakın, Ben bunun iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum.

Look, you gonna think about it, right?

Bak. Bunun hakkında düşüneceksin, değil mi?

Look I not the kind of girl you think.

Bak Ben düşündüğün gibi bir kız değilim.

Click to see more example sentences
look güvenmek

Look, you tell me what happened to you, and your job is safe.

Bak, sana ne olduğunu bana söyle ve işin güvende olsun.

Look. No, not a safe house.

Hayır, güvenli bir ev değil.

Look, trust me.

Bak, bana güven.

Click to see more example sentences
look dikkatle bakmak

Look, just please be careful, all right?

Bak lütfen dikkatli ol, tamam mı?

Look, be careful.

Bak, dikkatli ol.

Look, pay attention to me, okay?

Bak, bana dikkatini ver, tamam mı?

Click to see more example sentences
look görüntü

This is a good look.

Bu iyi bir görüntü.

Yeah, because you all crazy and brainwashed. It's not a good look.

Evet, çünkü deli ve beyni yıkanmış görünmen hiç iyi bir görüntü değil.

You've got that sharp useless look about you.

Sende o keskin işe yaramaz görüntü var.

Click to see more example sentences
look hava

I saw Carl Lewis at the airport once, and he looked the same way.

Carl Lewis'i bir kere hava alanında görmüştüm ve o da aynı şekilde bakıyordu.

Look who finally came up for air.

Bakın sonunda kim hava almaya çıkmış.

It looks bad for flying.

Uçuş için hava kötü görünüyor.

Click to see more example sentences
look ummak

Um, look, uh, this isn't it's not a good time right now.

Um, bak, uh bu şey değil bu çok doğru zaman değil.

Hey, look, I'm sorry but um

Hey, bak, çok üzgünüm ama um

Um, look, Susan, I'm really sorry, but I've got to cancel.

Um, bak, Susan, gerçekten çok üzgünüm, ama iptal etmek zorundayız.

Click to see more example sentences
look ifade

Look, it doesn't mean anything.

Bak, bu hiçbir şey ifade etmez.

Look, nothin' means anything to me right now, all right?

Bak şu anda bana hiçbir şey bir şey ifade etmiyor tamam mı?

Look, will you give me a sworn statement?

Bak, bana yeminli bir ifade verir misin?

Click to see more example sentences
look benzemek

Yeah, I look like Uncle Freddie.

Evet, Ben Freddie amcaya benziyorum.

Actually, I look like Kate Moss.

Aslında ben Kate Moss'a benzerim.

Oh, my gosh. I look like Paris Hilton's chihuahua.

Hay Allah, Paris Hilton'un süs köpeğine benzedim.

Click to see more example sentences
look ümit

This looks a little more promising.

Burası biraz daha ümit verici görünüyor.

Ah, this looks promising.

Bu ümit verici görünüyor.

This route looks promising.

Bu yol ümit verici görünüyor.

Click to see more example sentences
look bakan

There's a boy looking at us.

Bize bakan bir çocuk var.

That night, Dorrit peered into the eyes of a soulful-looking hamster

O akşam, Dorrit, çok içten bakan o hamsterın gözlerine daldı.

Looking out past the shuttle's tail Astronaut Jim Buchli.:

Mekiğin kuyruğundan dışarı bakan astronot Jim Buchli:

Click to see more example sentences
look yüz ifadesi

I've seen that look on a woman's face before.

Bu ifadeyi daha önce bir kadının yüzünde gördüm.

I am Jabba's prisoner. And you have a really weird look on your face.

Ben Jabba'nın mahkumuyum ve senin de yüzünde gerçekten çok garip bir ifade var.

Facial expression looks symmetrical.

Yüz ifadesi simetrik görünüyor.

Click to see more example sentences
look gözükmek

And I look like an idiot.

Ve bir salak gibi gözüküyorum.

I agree, but the best revenge is looking great.

Katılıyorum, ama en iyi intikam mükemmel gözükmek.

Do I look like Quincy Jones?

Quincy Jones gibi mi gözüküyorum?

Click to see more example sentences
look ziyaret etmek

Looks like there's one more reason for us to visit Metropolis.

Görünüşe göre Metropolis'i ziyaret etmek için bir sebep daha var.

I was looking for Blair's room, and Dan here claims he was visiting you.

Blair'in odasını arıyordum ve Dan de seni ziyaret ettiğini iddia ediyor.

And, look, anyway, once Mr Hutchins came to visit me

Şuna da bakın. Her neyse bir gün Bay Hutchins beni ziyaret etmeye

Click to see more example sentences
look tavır

Look they have screen persona's and also good qualifications.

Bak Onların sahne tavırları var Ve ayrıca iyi vasıfları.

You look like you got a real bad attitude.

Gerçekten kötü bir tavrın var gibi görünüyorsun.

look uğraşmak

Look, we are working a murder here, not a bunch of burglaries.

Bak biz burada bir cinayetle uğraşıyoruz, bir grup hırsızlıkla değil.

look iyileşmek

Now look at me, I'm completely cured.

Bir de şimdi bak. Tamamen iyileştim.

look kolaçan

Cook was casing dentists' offices, looking for radioactive material.

Cook dişçi kliniklerini kolaçan edip radyoaktif madde arıyormuş.