looks

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Look, I had a really good time tonight, and I think you're really pretty, but I'm married, OK?

Bak, bu akşam çok iyi vakit geçirdim ve bence çok güzelsin ama ben evliyim, tamam mı?

Look, if you do something nice for him, maybe I'll do something nice for you.

Bak, onun için hoş bir şey yaparsan belki ben de senin için yaparım.

Yeah, but you know there's no such thing. There's just people. And they're looking to you for help.

Evet ama böyle bir şey olmadığını biliyorsun sadece insanlar var ve yardım için seni arıyorlar.

Look, I know how hard this must be for you, but we're doing this for your own good.

Bunun senin için ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ama bunu senin iyiliğin için yapıyoruz.

Look, I know this is not a good time for this

Bak, biliyorum bunun için iyi bir zaman değil ama

Because I look at you, and I think you were a child once, with a mother and a father and a home.

Çünkü sana bir bakıyorum da, ve bir zamanlar senin de annesi ve babası ve bir evi olan bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

Yes! Look, this isn't a good time:

Bak, bu iyi bir zaman değil.

Look, this is not a good time for me.

Bak bu hiç de iyi bir zaman değil.

Look! Look, look, look

Bak! bak, bak, bak