loosens

Well, act your age and loosen up a little bit, all right, man?

İyi, yaşına göre davran ve biraz gevşe, tamam dostum?

Three split lips, two bloody noses, twelve smashed knuckles, and four loosened teeth.

Üç patlak dudak, iki kanamış burun on iki ezilmiş parmak eklemi ve dört sallanan diş.

I had an old boyfriend down there so long once, he loosened a nail.

Eski bir erkek arkadaşım vardı. O kadar çok emmişti ki tırnağım sallanıyordu.

I actually loosened them the day before.

Aslında bir gün önce onları gevşetmiştim.

And I insist you loosen up, Andre, dear.

Ben de ısrar ediyorum, gevşe sevgili Andre.

It's a bachelor party; loosen up.

Bekarlığa veda partisi bu, gevşe biraz.

It's just a party. Loosen up.

Sadece bir parti, rahatla biraz

Come on, loosen up.

Hadi ama, gevşe biraz.

Just loosen up. .and play.

Sadece gevşe ve oyna.

Come on, loosen up, David.

Hadi ama, gevşe biraz David.