English-Turkish translations for lot:

çok · sürü · birçok · bol · lot · hepsi · bayağı · miktar · tümü, tüm · takım · çok miktar · arsa · parti · parça · hayli · baya · grup · yığın · tip · kısım · hisse · nevi · pekçok · kader · other translations

We also found translations for word lot in Turkish.

lot çok

Well, good, that's very good, because they can probably help you out a lot more than I can.

Güzel, bu çok güzel. Çünkü muhtemelen onlar sana benden daha çok yardım eder. Bilemiyorum ben

We've done a lot worse than that, and you know it.

Bundan çok daha kötülerini yaptık ve sen de bunu biliyorsun.

I've no idea, is that a lot?

Hiç bir fikrim yok, bu çok mu?

Click to see more example sentences
lot sürü

You asked for a lot, a lot of different things and then I couldn't do it all for you.

Sen bir sürü istedi, Daha sonra farklı şeyler ve bir çok Senin için her şeyi yapamadı.

It's a lot of work.

Bir sürü bu.

Um, a lot happened tonight, so I think we should have some words.

Bu gece, bir sürü şey oldu. Bu yüzden, bence birkaç kelime laf etmeliyiz.

Click to see more example sentences
lot birçok

And I'm sorry for a lot of things, but nothing more than that.

Ve birçok şey için özür dilerim ama sadece bu kadar.

A lot happened between that moment and this one.

O an ile bu an arasında birçok şey oldu.

Lots of men find me attractive too.

Birçok adam da beni çekici buluyor.

Click to see more example sentences
lot bol

Yeah, I get that a lot.

Evet, ben de bolca var.

Yeah, could you get me a cup of coffee, black, lots of sugar and a couple of aspirins, okay, sweetie?

Evet, bana bir fincan kahve, sade olsun, bol şekerli ve birkaç da aspirin getirebilir misin tatlım?

Eat a lot, OK?

Bol ye, tamam mı?

Click to see more example sentences
lot lot

Lot and his wife, Perseus and Medusa

Lot ve karısı, Perseus ve Medusa,

Uh,lot and his wife, perseus and medusa, orpheus and eurydice

Lot ve karısı, Perseus ve Medusa, Orpheus ve Eurydice.

Oh, no it's not like that, Lota.

Ah, hayır. Öyle bir şey değil, Lota.

Click to see more example sentences
lot hepsi

I just have a lot going on at work, that's all.

Sadece işle ilgili bir sürü şey var, hepsi bu.

That's a lot of goddamn roses. And every one will be in a Catholic hospital tonight.

Bir sürü Allah'ın belası gül ve hepsi de bu gece katolik bir hastanede olacak.

See, your dad, he always talked a lot about his family, and

Bak, baban, hep konuştuk bir ailesi hakkında çok şey, ve

Click to see more example sentences
lot bayağı

We got a lot of women here tonight.

Bu gece burada bayağı çok kadın var.

Well, quite a lot, actually.

Aslında bayağı bir şey.

Well, we certainly learned a lot about Ed today, didn't we?

Bugün Ed hakkında bayağı bir şeyler öğrendik, değil mi?

Click to see more example sentences
lot miktar

Is that a lot? Yes, it is.

Bu çok fazla bir miktar mı?

And that's a lot of scotch for one woman.

Bu bir kadın için fazla bir miktar.

That's a lot of money, Lucas.

Bu çok büyük bir miktar Lucas.

Click to see more example sentences
lot tümü, tüm

There's a lot she may know about all of this.

Tüm bunlar hakkında bir çok şey biliyor olabilir.

Actually, the entire world knows a lot about me.

Aslında tüm dünya hakkımda çok şey biliyor.

How many? A whole division and a lot of high officers.

Tüm bir bölük ve bir sürü yüksek rütbeli subay.

Click to see more example sentences
lot takım

I have a lot of problems, some personal

Bir çok sorunum var, kişisel bir takım sorunlar

I've been thinking a lot about team spirit lately.

Takım ruhu hakkında, son zamanlarda çok düşündüm.

A lot of young people have false teeth.

Bir çok genç insanın takma dişi var.

Click to see more example sentences
lot çok miktar

Is that a lot? Yes, it is.

Bu çok fazla bir miktar mı?

It sounds like a lot of money.

Çok fazla bir miktar gibi görünüyor.

That's a lot of money, Lucas.

Bu çok büyük bir miktar Lucas.

Click to see more example sentences
lot arsa

It's just an empty lot, boss.

Burası boş bir arsa patron.

There's an empty lot under the bridge.

Köprünün altında boş bir arsa var.

No, it's an empty lot.

Hayır, boş bir arsa.

Click to see more example sentences
lot parti

You know, I've heard a lot of excuses not to party, but this one it's not an excuse.

Biliyor musun, partiye gelmeyenlerden bir sürü bahane duydum, ancak bu Bu bir bahane değil.

There were lots of balloons and stuff but it wasn't a real party.

Bir sürü balon falan vardı ama gerçek bir parti değildi.

Party, lots of fun.

Parti, bir çok eğlence.

Click to see more example sentences
lot parça

No, but it's part of something bigger, a lot bigger.

Hayır ama bu şeyin büyük bir parçası. Çok büyük bir parçası.

It's money, Shana, a lot, and a piece of paper.

Paraymış, Shana. Çok fazla para. Bir parça da kağıt.

There was a lot of shrapnel.

Bir sürü şarapnel parçası vardı.

Click to see more example sentences
lot hayli

A lot of water out there.

Orada bir hayli su var.

It actually sounds a lot like crazy.

Aslında kulağa bir hayli delice geliyor.

That's a lot of anger.

Bu bir hayli öfke demek.

Click to see more example sentences
lot baya

That's a lot to read in one week.

Bu bir haftada okumak için baya fazla.

Okay, mama, there's a lot in here.

Tamam canım. Burada baya bir var.

That horrible man knew quite a lot.

O iğrenç adam baya çok biliyordu.

Click to see more example sentences
lot grup

Kids are like any other group of people, a few winners a whole lot of losers.

Çocuklar da diğer herhangi bir grup insan gibidir birkaç kazanan, bir sürü kaybeden.

Yeah, well, lot of great bands competing tonight, Wanda.

Evet, şey, bu akşam bir sürü harika grup çatışıyor, Wanda.

Jesus, that band's got a lot of balls.

Yüce İsa, bu grupların çok fazla taşağı var.

Click to see more example sentences
lot yığın

Lots of cops and a bunch of boxes.

Bir sürü polis ve bir yığın kutu.

That's a lot of nonsense.

Bu bir yığın saçmalık.

Lot of desperate people.

Bir yığın umutsuz insan.

lot tip

I hear this argument a lot of times, like alcohol

Bu tip bir argümanı bir çok kez duydum. Alkol gibi

Those kinds men are a lot easier.

Bu tip adamlar çok daha kolaydır.

Kern, ere's anawful lot of military types here.

Kern, burada bir sürü askeri tip var.

lot kısım

A lot of people forget that part.

Pek çok insan bu kısmı unutur.

My name is Derek Frost. I planted a nuclear device in a white van parked in the Glenbrook Station CCR parking lot.

Adım Derek Frost, beyaz bir minibüsün içine nükleer bir cihaz yerleştirip minibüsü Glenbrook istasyonundaki CCR kısmına park ettim.

lot hisse

A lot of different stocks in there, mostly dogs.

Burada bir çok farklı hisse var, çoğunluğu kurtlar.

Buy lots and lots of ChemStar.

ChemStar'dan bir sürü hisse alın.

lot nevi

And Marcus, this place is A refuge, of sorts, for a lot of people who are different.

Ve Marcus, burası bir çok değişik insan için bir nevi sığınak gibi bir yer.

lot pekçok

Your symbiote protects you from a lot, but apparently not tetrachloroethylene.

Ortakyaşamın seni pekçok şeyden koruyor, ama görünüşe göre tetrakloroetilen'den değil.

lot kader

Passion, lots, but.

Tutku, kader ama.