English-Turkish translations for machine:

makineli, makine · makina · alet · cihaz · telesekreter · otomat · makinalı · bilgisayar · araba · mekanizma · üretmek · makine ile yapmak · motorlu araç · other translations

machine makineli, makine

He may have a better machine... .but I am a better man, and he knows that.

O, daha iyi makineye sahip olabilir, ama ben, daha iyi bir adamım, ve o bunu biliyor.

This machine is very sensitive.

Bu çok hassas bir makine.

Like a machine, just

Bir makine gibi, sadece

Click to see more example sentences
machine makina

It's a special machine for people like me.

Bu benim gibi insanlar için özel bir makina.

That guy is a machine.

Bu adam bir makina.

That guy's a machine.

Bu herif bir makina.

Click to see more example sentences
machine alet

This is the machine that is actually made for this.

Bu makine aslında bunun için yapılmış bir alet.

What a great machine!

Ne harika bir alet!

It's only a machine.

O sadece bir alet.

Click to see more example sentences
machine cihaz

Isn't that a simple machine?

Basit bir cihaz, değil mi?

That's a good idea, and we checked that, and the machines were fine.

Bu iyi bir fikir. Kontrol ettik ve cihaz iyi durumdaydı.

This is a blue medical machine.

Bu mavi bir medikal cihaz.

Click to see more example sentences
machine telesekreter

Is that old answering machine?

Bu eski telesekreter mi?

This is an answering machine.

Bu bir telesekreter kaydıdır.

New phone, new answering machine.

Telefon ve telesekreter yeni.

Click to see more example sentences
machine otomat

Um, did you guys say something about a vending machine?

Siz beyler, otomat hakkında bir şey mi söylediniz?

Listen, God is not some little genie, or a vending machine.

Dinle, Tanrı küçük bir peri değildir ya da bir satış otomatı.

It's a "vending" machine.

Bu bir "satış" otomatı.

Click to see more example sentences
machine makinalı

Yeah, but eleanor wouldn't use machine guns.

Evet, ama Eleanor makinalı tüfek kullanmaz.

Two machine guns.

İki makinalı silah.

Six machine guns?

Altı makinalı mı?

Click to see more example sentences
machine bilgisayar

That machine is the only hope for us, not Foster's computers.

O makine bizim için tek umut, Foster'ın bilgisayarları değil.

They're sewing machines, not computers.

Bunlar sadece dikiş makineleri bilgisayar değil.

After all, computers are just machines.

Ama bilgisayarlar sadece birer makine

Click to see more example sentences
machine araba

It isn't a car, it's a time machine.

Bu bir araba değil. Bu bir zaman makinesi.

The car is a killing machine, pure and simple.

Araba bir ölüm makinesi, bu kadar basit.

So the car's a time machine?

Yani, araba bir zaman makinesi mi?

Click to see more example sentences
machine mekanizma

Ben Diamond's cradle-to-early-grave misery machine.

Ben Diamond'ın beşikten mezara ıstırap mekanizması.

Kia's aa vastly superior machine.

Kia'nın çok üstün bir mekanizması var.

machine üretmek

An electronics company who manufactures a cosmetic-makeover machine.

Kozmetik değişim makinesi üreten bir elektronik şirketi.

We're reality-producing machines.

Bizler,gerçek üreten makineleriz.

machine makine ile yapmak

Are you telling me that you built a time machine out of a DeLorean?

Bana, bir zaman makinesi yaptığını söylüyorsun? Hem de bir DeLorean ile?

machine motorlu araç

And on a future filled with motorized vehicles, radio waves, and flying machines!

Ve gelecekte motorlu araçlar, radyo dalgaları ve uçan makineler olacağı.