English-Turkish translations for making:

yapılmakta · etme · yapma · hale · yapım · malzeme · yapı · üretim · other translations

making yapılmakta

You're making a big mistake, and I gotta tell you, this could be your last chance.

Çok büyük bir hata yapıyorsun ve sana söylemeliyim ki, bu senin son şansın.

And when you're queen, you'll have the power to make the world a better place.

Ve kraliçe olduğunuzda, dünyanın daha iyi bir yer yapmak için güç olacak.

Can you make it that good?

O kadar da iyi yapabilir misin?

Click to see more example sentences
making etme

I just wanted to make her happy and help her on her way.

Ben sadece onu mutlu etmek ve ona yardımcı olmak istemiştim.

You need to do something to make yourself happy.

Kendini mutlu etmek için bir şeyler yapmalısın.

We make people happy. It makes me happy.

İnsanları mutlu ediyoruz, bu da beni mutlu ediyor.

Click to see more example sentences
making yapma

And since you've been thinking of making it has anything funny happened?

Ve sen o zamandır yapmayı düşünüyorsun Komik bir şey mi oldu?

He was trying to make something good.

O iyi bir şeyler yapmaya çalışıyordu.

Now, don't make the same mistake twice.

Şimdi, aynı hatayı iki kere yapma.

Click to see more example sentences
making hale

And that, you know, can make life very beautiful.

Ve bu, hayatı çok güzel bir hale getirir.

Which makes it all the more important for us to fall in with a strong team.

Hangi onu daha da önemli hale Bizim için güçlü bir takım ile düşmeye.

Larry, everyone is miserable, and you are only making it worse.

Larry, herkes perişan durumda, ve sen sadece daha da kötü hale getiriyorsun.

Click to see more example sentences
making yapım

He's sick and tired, but he's selling iron to make ships and tanks and cannons.

Hasta ve yorgun, ama gemi, tank ve top yapımı için demir satıyor.

Yeah, that's why we're making homemade ravioli.

Evet, bu yüzden ev yapımı İtalyan mantısı yapıyoruz.

I can make homemade pizza.

Ev yapımı pizza yapabilirim.

Click to see more example sentences
making malzeme

We got her make-up, necklace and this.

Ona makyaj malzemesi, kolye ve de bunu aldık.

Buy yourself some make-up.

Kendine makyaj malzemesi al.

So, this is what we make tholin, this sort of nonbiological organic material.

Yaptığımız şey bu, tholin. Bir tür biyolojik olmayan organik malzeme.

Click to see more example sentences
making yapı

His dense molecular structure will make him strong.

Onun yoğun moleküler yapısı onu güçlü yapacak.

His physiology and cellular make-up started changing two days later.

Fizyolojisi ve hücresel yapısı iki gün sonra değişmeye başladı.

TV makes sense and has structure, logic, rules.

Televizyon mantıklı, belli bir yapısı ve kuralları var

Click to see more example sentences
making üretim

I've stolen Osato's new process for making monosodium glutamate.

Osato'nun monosodyum glutamate üretimi için yeni yöntemini çaldım.

Junkers makes radiators too.

Bu da Junkers üretimi sanırım.