English-Turkish translations for man:

biri · adam · erkek · mide · işçi · insanlık, insan · beyaz · kişi · beyaz adam · herif · erkek işçi · asker · hepsi birden · erkek adam · er · taş · bir kimse · sağdıç · zevk · insanoğlu · adamlık · uşak · birader · insan türü · samimi olarak · şahıs · yönetim · other translations

man biri

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

Come on man, give me something!

Hadi dostum, bana bir şeyler ver!

You're a good man, good friend.

Sen iyi bir adam, iyi bir dostsun.

Click to see more example sentences
man adam

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

But what did this man do?

Ama bu adam ne yaptı?

Good to see you again, big man.

Seni tekrar görmek güzel koca adam.

Click to see more example sentences
man erkek

There's so much for a man to do that there's no time for, well, other things.

Bir erkek için yapacak çok şey var. ama diğer şeyler için çok zamanım yok.

This man and this woman.

Bu erkek ve bu kadın.

You're looking like a really handsome man today.

Bugün gerçekten yakışıklı bir erkek gibi görünüyorsun.

Click to see more example sentences
man mide

Is that a man in there or something?

Bu bir adam yoksa başka bir şey mi?

Dragon Lee, you really think you're a prince? man's life is worth nothing for you?

Ejderha Lee, gerçekten prens olduğunu mu sanıyorsun sen? Bir erkeğin hayatı senin için bir hiç mi?

Not even for your old man?

Yaşlı adam için de mi olmaz?

Click to see more example sentences
man işçi

Yeah, but, man, that's why I love you, I love you for that,

Evet ama dostum, seni bu yüzden seviyorum. İşte bu yüzden seviyorum.

That's my girl, man!

İşte benim kızım, adamım!

And this is a kind man with a good heart.

İşte bu da iyi bir kalbe sahip iyi bir adam.

Click to see more example sentences
man insanlık, insan

No, he's a very good man!

Hayır, o çok iyi bir insan!

Yes, he was a great man and a hero.

Evet. Çok harika bir insan ve bir kahraman.

Man and machine working together to become a weapon.

İnsan ve makine, bir silahı oluşturmak için beraber çalışıyor.

Click to see more example sentences
man beyaz

A white man and a black girl?

Beyaz bir adam ve siyah bir kız mı?

The white man don't leave us nothing!

Beyaz adam bize hiçbir şey bırakmadı!

I think the white man will need me more.

Bence beyaz adamın daha çok ihtiyacı var.

Click to see more example sentences
man kişi

But you're not the right man for the job.

Ama bu için doğru kişi değilsin.

I'm the wrong man for this job.

Bu için yanlış kişiyim ben.

Once we were like brothers, but now he's a different man.

Bir zamanlar kardeş gibiydik, ama artık o farklı bir kişi.

Click to see more example sentences
man beyaz adam

A white man and a black girl?

Beyaz bir adam ve siyah bir kız mı?

A white man.

Bir beyaz adam.

For what happened to white man long ago.

Uzun zaman önce beyaz adama olan şey için.

Click to see more example sentences
man herif

Old man, why didn't you tell us that before?

Yaşlı herif, bunu bize neden daha önce söylemedin?

Don't worry, this man, he's a police officer.

Endişe etmeyin, bu herif bir polis memuru.

I'm trying to save your soul, you stupid man.

Ben senin ruhunu kurtarmaya çalışıyorum aptal herif.

Click to see more example sentences
man erkek işçi

There's too much work for one man.

Burada bir erkek için çok fazla var.

This is why you need a man around

İşte bu yüzden bir erkeğe ihtiyacın var.

It is possible the murder was committed by a woman or by a man and a woman in collaboration.

Cinayetin bir bayan tarafından işlenmiş olması mümkün, ya da işbirliği içinde bir erkek ve bir kadın tarafından.

Click to see more example sentences
man asker

I am half a man. And half a man isn't enough to be a soldier.

Ben yarım bir adamım ve yarım bir adam asker olmak için yeterli değildir.

This man is a wizard, or command, or trained soldier, he is not Jesus is a damn gypsy.

Bu adam sihirbaz, komando, veya eğitilmiş bir asker değil, Hz. İsa değil, sadece lanet bir çingene.

He is a man, a soldier.

Artık o bir adam, bir asker.

Click to see more example sentences
man hepsi birden

He's a good man, he's a good dad, and he does care very, very much, he always has.

O iyi bir adam, iyi bir baba, ve seni çok, çok umursuyor, hep umursadı.

People are always telling me how great of a man he was.

İnsanlar bana hep onun ne kadar harika bir adam olduğunu söylüyor.

A smart man always does this.

Zeki bir adam bunu hep yapar.

Click to see more example sentences
man erkek adam

This one is a man.

Bu adam bir erkek.

But what is he saying about man's relationship with man?

Ama o adam erkek ilişkisi hakkında ne diyor?

You nice man but I no want boyfriend.

Sen iyi adam ama ben erkek arkadaş istemiyor.

Click to see more example sentences
man er

One day you get home early from school, there's another man there.

Sonra bir gün okuldan eve erken geldin ve orada başka bir erkek vardı.

Early this morning, a man named Francis Maguire entered this building.

Sabah erken saatlerde Francis Maguire adında bir adam bu binaya girdi.

Man, woman, young or old.

Erken, kadın, yaşlı veya genç.

Click to see more example sentences
man taş

All the symptoms fit. All that weird behavior. I'm telling you, man, she is carrying a weapon.

Tüm bulgular uyuyor bütün o garip davranışları sana söylüyorum, o içinde bir silah taşıyor.

The difference between a stone, a plant, an animal, and man is

Bir taş, bir bitki, bir hayvan ve bir insan arasındaki fark

Not only man and animals, but also water, earth, stone.

Yalnızca insanlar ve hayvanlar değil, aynı zamanda su, toprak, taş.

Click to see more example sentences
man bir kimse

Whoever my father was, for an hour or for a month,. .he must have been a happy man.

Babam her kimse, bir saatliğine veya bir aylığına da olsa. .mutlu bir adam olmuş olmalı.

Whoever he is, He is a very lucky man.

O her kimse, çok şanslı bir adam.

The man is no longer a threat to anybody.

Bu adam artık kimse için bir tehdit değil.

Click to see more example sentences
man sağdıç

But a good backup best man always comes prepared.

Ama iyi bir yedek sağdıç her zaman hazırlıklı olmalı.

The world's best man!

Dünyanın en iyi sağdıcı!

Best man number two, Joey Tribbiani.

İki numaralı sağdıç, Joey Tribbiani.

Click to see more example sentences
man zevk

Though I am an old married man, it would give me great pleasure.

Evli, yaşlı bir erkek olsam da bu bana büyük bir zevk verir.

Charlie, man, it's a pleasure to meet you

Olabilir. Charlie, seninle tanışmak büyük bir zevk.

This man kills for pleasure.

Bu adam zevk için öldürür.

Click to see more example sentences
man insanoğlu

That's one small step for man, but one giant leap for mankind.

İnsanoğlu için küçük bir adım ama, İnsanlık için dev bir adım.

A novel about man's fate in the empty universe.

Bu insanoğlunun boş evrendeki kaderi hakkında bir roman.

Nature. Man lives for nature.

İnsanoğlu doğa için yaşar.

Click to see more example sentences
man adamlık

For chrissake. between you and Neon. it's gonna be a great two-man game. okay?

İsa aşkına, senle Neon arasında iki adamlık güzel bir maç, tamam mı?

It sounds like a two-man job.

İki adamlık gibi duruyor.

Play this two-man game.

Bu iki adamlık oyunu oyna.

Click to see more example sentences
man uşak

But this man is no servant.

Bu adam uşak falan değil.

She wants to hire this man as a butler.

Bu adamı uşak olarak işe almak istiyor.

Don Ciccio Matara, Natalino Urso's henchman, the man who torched the Mazzalorso family's land.

Don Ciccio Matara, Natalino Urso'nun uşağı, Mazzalarso ailesinin topraklarını ateşe veren adam.

Click to see more example sentences
man birader

Welcome, brother. Man.

Hoş geldin birader.

Hey, man, what what color are his eyes?

Hey, birader ne Ne renk bunun gözleri?

Brother Fang is such a good man.

Birader Fang çok iyi bir insan

Click to see more example sentences
man insan türü

What kind of man would do something like that?

Ne tür bir insan böyle şeyler yapabilir?

What kind of man would do that to another man?

Ne tür bir insan bir başkasına bunu yapar?

A mutated superior man could also be a wonderful thing. The forerunner of a new and better kind of human being.

Mutasyona uğramış bir adam, harika bir şey olabilir, yeni ve daha gelişmiş bir insan türünün ilk örneği.

Click to see more example sentences
man samimi olarak

I agree she was very sweet, very genuine and very frank and I think that she will find a good man.

Çok özgün, çok tatlı ve çok samimi olduğunu kabul ediyorum ve o iyi bir adam bulacak bence.

Do you think a man who wants an intelligent and beautiful woman has no sincerity?

Sence akıllı ve güzel bir kadını isteyen bir adam samimi olmaz mı?

He always struck me as a very genuine man, and a very hardworking man.

Bana daima oldukça samimi ve çok çalışkan bir adam olarak görünmüştür.

man şahıs

I'm just a private individual, a citizen, a man.

Ben sadece özel şahıs bir vatandaşım, bir adamım.

And now a man who deserves no introduction, Michael Scott.

Ve şimdi takdim hak etmeyen şahıs Michael Scott.

So the third-party pea is a man, and that man has asked me out for dinner.

Yani, bu üçüncü şahıs bezelye bir erkek ve bu erkek bana bir yemek teklif etti.

man yönetim

Third member of the board is a man named R. Niederman.

Yönetim kurulunun üçüncü üyesi de R. Niederman adında bir adam.