English-Turkish translations for mark:

mark, marka · iz · işaret, işaretli · yapmak · hedef · yazmak · iz bırakmak · leke · damga · işaretlemek · göstermek · işaret etmek · puan · numara · nişan · çizgi · im · not · alman markı · çizmek · seçmek · dikkat etmek · belirti · Alman parası · other translations

We also found translations for word mark in Turkish.

mark mark, marka

He said something bad was gonna happen. And he started talking about Mark.

Kötü bir şey olacağını söyledi ve Mark hakkında konuşmaya başladı.

What did you do, Mark?

Peki sen ne yaptın Mark?

You've gotta do better than that, Mark.

Bundan daha iyisini yapman gerek, Mark.

Click to see more example sentences
mark iz

There was a mark, a big, red mark.

Bir iz vardı, kırmızı, büyük bir iz.

Was that a bite mark?

Bu bir ısırık izi miydi?

And there were teeth marks.

Ve ısırık izleri var.

Click to see more example sentences
mark işaret, işaretli

This is a big question mark.

Bu büyük bir soru işareti.

A question mark!

Bir soru işareti!

The question mark is mine.

Soru işareti bana ait.

Click to see more example sentences
mark yapmak

So, Mark, what is so special about this place?

Mark, bu yeri bu kadar özel yapan nedir?

You're making a mistake, Mark.

Çok büyük bir hata yapıyorsun, Mark.

Mark, I can't do this alone.

Mark, bunu tek başıma yapamam.

Click to see more example sentences
mark hedef

That's why he took her, she's an easy mark.

Bu yüzden kaçırdı onu, o kolay bir hedef.

I mean, he wasn't just another angry Mark, was he?

Yani o adam başka bir kızgın "hedef" değildi, değil mi?

This guy isn't just another mark.

Bu adam sıradan bir hedef değil.

Click to see more example sentences
mark yazmak

Mark wrote the letter two weeks ago.

Mark iki hafta önce bir mektup yazmıştı.

There's no Holly, but there's a door marked "security.

Holly yok ama üzerinde "Güvenlik" yazan bir kapı var.

I see a door marked "private".

Özel" yazan bir kapı görüyorum.

Click to see more example sentences
mark iz bırakmak

That will definitely leave a mark.

Bu kesinlikle bir iz bırakacak.

Wow, that's gonna leave a mark.

Vay be, bu iz bırakacak.

Left a pretty good mark, too.

Oldukça iyi bir iz de bıraktı tabii.

Click to see more example sentences
mark leke

But you still had a black mark against you.

Ama yine de size karşı kara bir leke olmuştu.

Professor Marcus, this is another black mark against you.

Profesör Marcus, bu sizin için başka bir kara leke.

And I'm the black mark, I suppose.

Ve kara leke de benim sanırım.

Click to see more example sentences
mark damga

But he has a mark, a tattoo on his arm.

Ama bir damgası var, kolunda bir dövme var.

Where's the God's mark, brother?

Tanrının damgası nerede kardeşim?

This mark carries great honor.

Bu damga büyük bir onur.

Click to see more example sentences
mark işaretlemek

He marked me that night, then came back, found me, turned me.

O gece beni işaretledi, sonra geri dönüp beni buldu ve beni dönüştürdü.

And one minute to mark.

Ve işaretlemeye bir dakika.

Okay, so they marked the cards.

Tamam, yani kartları onlar işaretledi.

Click to see more example sentences
mark göstermek

Hey, i think there's something in here."x" marks the spot again?

Sanırım içinde bir şey var."X" yeri gösteriyor. Yine mi?

Bordeaux with an X. X marks the spot.

X"ile yazılan Bordeaux." X" yeri gösteriyor.

These markings show the weakest spots.

Şu işaretler zayıf noktaları gösteriyor.

Click to see more example sentences
mark işaret etmek

That's why the blood on the doors to mark them.

Bu yüzden kapılarda kan var. İşaret etmek için.

To test, press question mark.

Test etmek için soru işaretine bas.

Can you translate these markings?

Şu işaretleri tercüme edebilir misin?

Click to see more example sentences
mark puan

Please give me two more marks, sir.

Lütfen iki puan daha verin, efendim.

Tripathi sir, just give me two more marks.

Tripathi efendim, bana sadece iki puan daha verin.

Hawk: six for six, two kills, high marks.

Hawk: altıda altı, iki ölü, yüksek puan.

Click to see more example sentences
mark numara

Mr. Stanfill marks up a box, and when it's ready, I text a number, and some woman comes by and picks it up.

Sayın Stanfill, bir kutu işaretleri ve hazır olduğunda, ben bir numara metin, ve bazı kadın tarafından gelir ve onu alır.

It has no serial number, no identifying marks.

Seri numarası yok belirleyici bir iz yok.

No serial number or I.D. markings.

Seri numarası veya kimlik işareti yok.

Click to see more example sentences
mark nişan

Sadtech mark four polymeric nano-composite body armour with integrated electromagnetic offensive and defensive systems.

Sadtech nişan dört polimerik nano-kompozit entegre elektromanyetik saldırı ve savunma sistemleri dahil edilmiş vücut koruma zırhı.

They're marking us.

Bize nişan alıyorlar.

Sharpshooter York requests a re-mark.

Keskin nişancı York, işaretleme istiyor.

Click to see more example sentences
mark çizgi

Striation and oval residue marks indicate the use of naphthenate and boric acids as accelerants.

Çizgi çizgi ve oval kalıntı işaretleri hızlandırıcı borik asit ve naftanent kullanıldığının belirtisidir.

The oval and striation residue marks indicate the use of naphthenate and boric acid as accelerants.

Çizgi çizgi ve oval kalıntı işaretleri hızlandırıcı borik asit ve naftanent kullanıldığı belirtilmektedir.

Every beauty mark must conceaI a thought and every curI be full of humor as well as brilliantine.

Her güzellik çizgisi bir düşünce gizlemeli, ve her bukle biriyantin kadar mizahla da dolu olmalı.

Click to see more example sentences
mark im

It's like she's Cleopatra, you're Caesar, and I'm Mark Antony.

O Kleopatra, sen Sezar, ben de Mark Antony'im gibi düşün.

No, I'm olympic swimmer Mark Spitz.

Hayır, olimpik yüzücü Mark Spitz'im.

mark not

B" is a good mark.

B" iyi bir not.

There was a note on the fridge marked urgent.

Buzdolabı üzerinde acil diye işaretlenmiş bir not vardı.

mark alman markı

He pay you in dollars or Deutsche Marks?

Sana dolar ödüyor Alman markı mı?

Halleluja, German Mark!

Halleluja, Alman Markı!

mark çizmek

Yes. Mark her movements carefully.

Evet Hareketlerini dikkatli çizin.

This is a file marked'S urveyor' and underlined in blue.

Altı mavi çizilmiş kadastrocu yazan bir dosya olacak.

mark seçmek

Dorota, have you seen the dress marked for indra nooyi?

Dorota, Indra Nooyi için seçilen elbiseyi gördün mü?

Eshan chose to stay, Mark.

Eshan kalmayı seçti, Mark.

mark dikkat etmek

Be careful, Mark.

Dikkat et Mark.

Look out, Mark, the gun!

Dikkat et, Mark, silah.

mark belirti

All the old patterns are back, Mark.

Bütün eski belirtiler geri döndü, Mark.

mark Alman parası

Shane Vendrell's wife, Mara, took some of the marked money.

Shane Vendrell'in karısı, Mara, işaretli paranın bir kısmını aldı.