English-Turkish translations for mass:

kütle · kitle · toplu · ayin · seri · kitlesel · katliamcı · parça · tümör · cisim · other translations

mass kütle

Sex plus art equals mass? With you sex is just a product.

Sanat artı seks eşittir kütle? seninle seks yalnızca bir sonuç.

Was it a big mass?

Büyük bir kütle miydi?

Remember force equals mass times acceleration.

Unutma güç eşittir kütle çarpı zaman.

Click to see more example sentences
mass kitle

Or there could be a mass murderer who only kills adorable little girls.

Veya sadece sevimli küçük kızları öldüren bir kitle katili olabilir.

Those weapons of mass destruction gotta be somewhere.

O kitle imha silahları bir yerlerde olmalı.

Are there weapons of mass destruction?

Burada kitle imha silahları var mı?

Click to see more example sentences
mass toplu

It's a mass grave!

Bu bir toplu mezar!

A lot of battles, massacres, mass graves, history, a fascinating adventure.

Savaşlar, katliamlar, toplu mezarlar, tarih ve büyüleyici bir macera.

That would be mass murder.

Bu toplu katliam olurdu.

Click to see more example sentences
mass ayin

It's a little early for midnight mass, eh, boys?

Gece yarısı ayini için biraz erken değil mi çocuklar?

Midnight mass was so short and sweet now that I'd become an atheist.

Gece yarısı ayini o kadar kısa ve tatlıydı ki artık ateist oldum.

What about Easter Sunday Mass?

Peki ya Paskalya Pazarı ayini?

Click to see more example sentences
mass seri

Gray found it somewhere halfway across the world and sent it back for mass production.

Gray dünyanın öbür ucunda bir yerde buldu ve seri üretim için gönderdi.

Does that make this a mass murderer or a serial killer?

Bu onu toplu katliamcı mı, seri katil mi yapar?

Does Woody know that Evelyn was a mass murderer?

Woody, Evelyn'in bir seri katil olduğunu biliyor mu?

Click to see more example sentences
mass kitlesel

A pinch creates a similar electromagnetic pulse without mass destruction and death.

Bir kıskaç, benzer bir elektromanyetik dalga yaratır kitlesel yıkım ve ölümler olmadan.

Is this a political mass campaign?

Bu kitlesel politik bir kampanya mı?

I foresee a mass uprising, a genuine revolt, a new order, a takeover

Kitlesel bir ayaklanma bekliyorum, gerçek bir başkaldırı, yeni bir düzen, bir devrim

Click to see more example sentences
mass katliamcı

Does that make this a mass murderer or a serial killer?

Bu onu toplu katliamcı mı, seri katil mi yapar?

My father's a mass murderer.

Babam bir toplu katliamcı.

mass parça

Moya and I will have no part of mass murder.

Moya ve ben bir toplu cinayetin parçası olmayacağız.

Mckay,according to our readings,every replicator nanite is now part of the mass.

Mckay, ölçümlerimize göre her bir Çoğalıcı naniti artık kitlenin bir parçası.

mass tümör

That mass wasn't a tumor.

O kitle tümör değildi.

mass cisim

Unidentified flying mass.

Tanımlanamayan uçan cisim.