English-Turkish translations for matter:

önem · mesele · şey · sorun · önemli olmak, önemi olmak · fark · konu · · madde · neden · dava · mevzu · sebep · öz · içerik · other translations

matter önem

That's very interesting, Sergeant, but this is a very important matter.

Gerçekten çok ilginç Çavuş. Fakat bu çok önemli bir mesele.

There is only one thing that matter?

Sadece tek bir şeyin önemi var.

But it doesn't matter what I think.

Ama benim ne düşündüğümün önemi yok.

Click to see more example sentences
matter mesele

That's very interesting, Sergeant, but this is a very important matter.

Gerçekten çok ilginç Çavuş. Fakat bu çok önemli bir mesele.

Listen, Bob, this is a family matter.

Dinle Bob, bu bir aile meselesi.

No, that's personal matter, my friend.

Hayır, bu kişisel bir mesele dostum.

Click to see more example sentences
matter şey

I just want you to be happy, and if that boy makes you happy, then that's all that matters to me.

Ben sadece senin mutlu olmanı istiyorum. Ve eğer o oğlan seni mutlu ediyorsa, benim için önemli olan tek şey bu.

All that matters is that you're a vampire hunter and he's a vampire.

Önemli olan tek şey senin bir vampir avcısı olman ve onun da vampir olması.

The only thing that matters here is what we are now and what we do now.

Olan olmuş. Burada önemli olan tek şey şu anda ne olduğumuz ve ne yaptığımız.

Click to see more example sentences
matter sorun

On everything. Doesn't matter what it is. Now they have a big problem.

Her konuda, ne olduğu önemli değil şimdi büyük bir sorun var.

Well, yes, but it doesn't matter.

Aslında evet, ama sorun değil.

Then doesn't it not matter?

O zaman sorun yok değil mi?

Click to see more example sentences
matter önemli olmak, önemi olmak

I just want you to be happy, and if that boy makes you happy, then that's all that matters to me.

Ben sadece senin mutlu olmanı istiyorum. Ve eğer o oğlan seni mutlu ediyorsa, benim için önemli olan tek şey bu.

Jimmy knows we're here, but it doesn't matter.

Jimmy burada olduğumuzu biliyor ama bu önemli değil.

It doesn't matter how late.

Ne kadar geç olduğu önemli değil.

Click to see more example sentences
matter fark

That doesn't matter, because he's part of the team.

Bu fark etmez, çünkü o da takımın bir parçası.

Big or small, it doesn't matter to him.

Büyük ya da küçük. Onun için fark etmiyor.

What's it matter to you?

Senin için ne fark eder?

Click to see more example sentences
matter konu

On everything. Doesn't matter what it is. Now they have a big problem.

Her konuda, ne olduğu önemli değil şimdi büyük bir sorun var.

It's a serious matter.

Bu ciddi bir konu.

I want to do something that matters.

Ben bu konularda bir şeyler yapmak istiyorum.

Click to see more example sentences
matter

I say the same thing every time, no matter what, because it always works.

Her zaman aynı şeyi söylerim, ne olduğu önemli değil, çünkü hep işe yarar.

Well, Jimmy, there's good in everything, no matter how bad it seems.

Jimmy, her işte bir hayır vardır. Ne kadar kötü göründüğü önemli değil.

Hey, no matter how tough things get, there is always time for baseball.

Hey, işler ne kadar kötü olursa olsun, her zaman beysbol için vakit vardır.

Click to see more example sentences
matter madde

If dark matter does exist it means there's no such thing as empty space

Eğer karanlık madde varsa boş uzay diye bir şey yok demektir.

It's Dark Matter!

Bu Karanlık Madde!

Like dark matter and dark energy, these galactic movements were another mystery.

Bu galaktik hareketler de karanlık madde ve karanlık enerji benzeri, başka bir gizemdi.

Click to see more example sentences
matter neden

But I told you that already. well, I don't understand why it matters so much to you.

Ama bunu zaten söylemiştim sana. Peki bu senin için neden bu kadar önemli olsun ki.

Why would that matter?

Bu neden önemli olsun ki?

Look, it doesn't matter why.

Bak, neden olduğu önemli değil.

Click to see more example sentences
matter dava

It's a good case, no matter what.

Ne olursa olsun, iyi bir dava.

Because this case this guy, he matters to you.

Çünkü bu dava, bu adam senin için önemli.

No matter what kind of criminal case it is;

Ne tür bir suç davası olursa olsun;

Click to see more example sentences
matter mevzu

That is a serious matter

Bu önemli bir mevzu.

No, it's a personal matter.

Hayır, bu kişisel bir mevzu.

is a totally different matter.

tamamen farklı bir mevzu.

Click to see more example sentences
matter sebep

What matters is that whatever happened, happened for a reason.

Önemli olan, her ne olduysa, bunun bir sebebi var.

And for that matter, so am I.

Ve bu sebeple ben de öyle.

Grayson has none, but Dracula, that is a different matter entirely.

Grayson'ın bir sebebi yok ama Dracula bu tamamen farklı bir konu.

matter öz

Hematomas on the brain matter, indicating actual trauma.

Beyin özünde kan oturmaları var. Bu travmaya işaret ediyor.

Hematomas on the brain matter.

Beyin özünde kan oturmaları var.

matter içerik

Mostly skin, some brain matter.

Çoğunlukla deri, biraz beyin içeriği.