English-Turkish translations for meal:

yemek · öğün · yiyecek · un · other translations

meal yemek

It's a special meal because it's a very special night.

Bu özel bir yemek çünkü bu çok özel bir gece.

Okay, that's not a meal.

Bu bir yemek değil.

Then come sit down, have a good Russian meal

O zaman gel oturalım. Güzel bir Rus yemeği yiyelim.

Click to see more example sentences
meal öğün

From now on, each and every meal will be a very important agenda for me.

Şu andan itibaren her bir öğün benim için çok önemli bir gündem olacak.

The world is so still I feel that my next meal might be my last Will you come for my bangers My beans and mash?

Dünya öyle hala hissediyorum bu benim bir sonraki öğünde benim son olabilir benim bangers için gelecek Benim fasulye ve püre?

Fiona Goode digs her up, gives her a warm bed and three meals a day.

Fiona Goode onu kazıp çıkardı, sıcak bir yatak ve günde üç öğün yemek verdi.

Click to see more example sentences
meal yiyecek

Do you want to go get a hot meal or cup of coffee?

Sıcak bir yiyecek veya bir fincan kahve ister misin?

That's a terrible meal for a little boy.

Küçük bir çocuk için kötü bir yiyecek.

One meal for one man will not make a difference.

Tek bir adam için bir yiyecek, hiç bir şey fark ettirmez.

Click to see more example sentences
meal un

You know what Gary Gilmore's last meal was, Ray?

Gary Gilmore'un son yemeği neymiş biliyor musun Ray?

Please let ed doyle's last meal be super-caffeinated.

Lütfen, Ed Doyle'un son yemeği bol kafeinli olsun.