English-Turkish translations for might:

-ebilmek · olası olmak · zor · güç · mümkün olmak · kudret · kuvvet · other translations

might -ebilmek

If I'd been a better husband, a better father, her mother and her sister might still be alive.

Eğer daha iyi bir koca, daha iyi bir baba olsaydım annesi ve kız kardeşi hâlâ hayatta olabilirdi.

You might want another answer, but I can't give that to you.

Sen başka bir cevap istiyorsun, ama ben sana o cevabı veremem.

There might be something left for you.

Senin için bir şeyler kalmış olabilir.

Click to see more example sentences
might olası olmak

If I'd been a better husband, a better father, her mother and her sister might still be alive.

Eğer daha iyi bir koca, daha iyi bir baba olsaydım annesi ve kız kardeşi hâlâ hayatta olabilirdi.

Well, whatever happened to me before might happen again.

Bana daha önce her ne olduysa yeniden olabilir.

There might be something better.

Daha iyi bir şey olabilir.

Click to see more example sentences
might zor

This might be hard on you, but it's going to be all for the best.

Bu sana belki biraz zor gelebilir ama hepimiz için en iyisi olacak.

This might be hard to believe but maybe you're the lucky one.

İnanması belki çok zor ama belki de şanslı olan sensin.

Might have to take this girl out for coffee.

Kahve için bu kız dışarı almak zorunda olabilir.

Click to see more example sentences
might güç

What I mean is, he might be America's most powerful super weapon, but he still needs a doctor.

Söylemek istediğim Amerika'nın en güçlü süper silahı olabilir ama yine de bir doktora ihtiyacı var.

The new, permanent, young and improved and stronger, I might add, George Stanley Banks.

Yeni, kalıcı, genç, geliştirilmiş ve daha güçlü bir George Stanley Banks.

But that Sunday I felt something might.

Ama o pazar güçlü bir şeyler hissettim.

Click to see more example sentences
might mümkün olmak

Isn't it possible that Paul might have gone there?

Paul oraya gitmiş olabilir mi? Mümkün bu?

How might that be possible, Mr Fenton?

Bu nasıl mümkün olabilir, Bay Fenton?

Other people, it's possible, other people might exploit it, it's possible.

Diğerleri için, bu mümkün, diğer insanlar bunu sömürebilir, bu olabilir.

Click to see more example sentences
might kudret

Bannon Bantams, power and might!

Bannon Bantamlar, güç ve kudret!

His might upholds the weak.

Kudreti zayıflara destek olur.

might kuvvet

They might be Israeli forces.

Belki İsrail kuvvetleri olabilirdi.

With Samson's might and Solomon's wisdom!

Samson'un kuvveti ve Süleyman'ın bilgeliğine sahip!