English-Turkish translations for mix:

karışık · karışım · karışıklık · karıştırmak, karışmak · karma · karıştırma · birbirine karıştırmak · hazırlamak · karışma · melezlemek · other translations

mix karışık

A bit of a mixed message.

Bu biraz karışık bir mesaj.

Kind of a mixed message, Pete.

Biraz karışık bir mesaj, Pete.

He seldom smiles and smells of beer mixed with baby Johnson's powder.

Nadiren güler ve Johnson bebek pudrası ile karışık bira kokar.

Click to see more example sentences
mix karışım

This mixing creates ideal conditions for a vast community of floating microscopic plants.

Bu karışım uygun koşulları yaratır. Yüzen geniş bir toplum olan mikroskobik bitkiler için.

It's not a great mix, booze and pills.

İçki ve haplar pek iyi bir karışım değil.

Oxygenated and de-oxygenated blood mix, the rough flow causes a clot, explains the heart and head.

Oksijenli ve oksijensiz kanların karışımı pürüzlü akış bir pıhtıya sebep oldu. Kalp ve başı açıklar.

Click to see more example sentences
mix karışıklık

We had this little mix-up a few days ago

Birkaç gün önce küçük bir karışıklık oldu ve

So sorry, there's been a mix-up.

Çok özür dilerim. Bir karışıklık oldu.

I'm sorry for the mix-up, Jamie.

Karışıklık için kusura bakma, Jamie.

Click to see more example sentences
mix karıştırmak, karışmak

It's like it's mixed with something dead.

Sanki, ölü bir şey ile karıştırılmış gibi.

It's a chemical relative of benzodiazepine mixed with a synthetic hallucinogen.

Bu benzodiazepinin kimyasal bir benzeri ile karıştırılmış bir sentetik halusinojen.

Sometimes everything gets mixed up.

Bazen her şey birbirine karışıyor.

Click to see more example sentences
mix karma

This is your special mix tape, Daniel Holden.

Bu senin için özel hazırlanmış karma kaset Daniel.

Mixed martial arts.

Karma Dövüş Sanatları.

A mixed marriage, hmm?

Karma bir evlilik, ha?

Click to see more example sentences
mix karıştırma

Colours and whites don't mix, Aaron.

Renkli ve beyazları karıştırma, Aaron.

Cheerleaders and high explosives don't mix.

Ponpon kızlar ve patlayıcıları birbirine karıştırma.

Tom Dowd built an eight-track mixing console, two recorders, the works.

Tom Dowd, sekiz-kanallı bir karıştırma konsolu, iki kaydedici ve mekanizmaları kurdu.

Click to see more example sentences
mix birbirine karıştırmak

And you get these two galaxies that merge like two fluids mixing together.

Ve bu iki galaksi birbirine karışan iki su gibi birleşirler.

Sometimes everything gets mixed up.

Bazen her şey birbirine karışıyor.

Mixing family and business is a beautiful thing.

Aileyle işi birbirine karıştırmak çok güzel bir şey.

Click to see more example sentences
mix hazırlamak

Dr. Brandt, he made the mix for Dad.

Dr. Brandt onun için bir karışım hazırladı.

Mix Mr Marlowe a drink, Nelson.

Bay Marlowe'a içki hazırla, Nelson.

A molecular centrifuge to mix the solution.

Karışımı hazırlamak için moleküler bir santrifüj.

Click to see more example sentences
mix karışma

No, he's fiction, friction, fixing, mixing, Rickston, Brixton.

Hayal ürünü o. Kararlaştırma, karışma. Rickston, Brixton.

mix melezlemek

Jews of first-mixed married to first-mixed are Jews.

İlk melez Yahudilerle evlenmiş ilk melezler de Yahudi'dir.