English-Turkish translations for money:

para, paralı · nakit · servet · mangır · harçlık · parasal · sikke · zenginlik · akçe · sermaye · other translations

money para, paralı

Do you have money to give her for the baby because it's big problem.

Bebek için ona verecek paran var mı. Çünkü çok büyük sorun.

Do you need any help? Do you need money or anything?

Paraya ya da başka bir şeye ihtiyacın var mı?

Hey, you're not the only one with old money.

Hey, eski paralı olan bir tek sen değilsin.

Click to see more example sentences
money nakit

Now I give you a suitcase full of money, cash of course.

Şimdi sana bir çanta dolusu para vereceğim, tabi ki nakit.

She just paid for something, a lot of money, cash.

Az önce bir şey ödedi. Oldukça fazla parayla. Nakit.

I got money, cash money.

Param var, nakit para.

Click to see more example sentences
money servet

That man in that car has paid a fortune of money for this.

Şu arabadaki adam bunun için bir servet değerinde para ödedi.

Fame, fortune, success, money, respect.

Şöhret, servet, başarı, para, saygınlık.

Money, wealth, riches.

Para, zenginlik, servet.

Click to see more example sentences
money mangır

Dough, cash, money, moola, wonga, lucre, grease dosh, pennies!

Mangır, ekmek, akçe, peşin, servet, nakit sikke, kuruş, metelik!

How about money? Moolah, dough.

Kaç para? papel, mangır.

Money, bread, dough, moolah.

Para, ekmek, mangır, yiyecek

Click to see more example sentences
money harçlık

But this is my mad money.

Ama bu benim harçlık param.

I gave him enough pocket money but he wanted more!

Ona yeterince harçlık verdim ama o daha fazlasını istiyordu!

Or no pocket money.

Yoksa harçlık da yok.

money parasal

Okay, it's a question of money.

Tamam, bu bir parasal soru.

She's my flatmate and she's having some money problems.

O benim ev arkadaşım ve parasal sorunları var.

money sikke

I don't have the coins or the money.

Ne sikke var bende ne de para!

Dough, cash, money, moola, wonga, lucre, grease dosh, pennies!

Mangır, ekmek, akçe, peşin, servet, nakit sikke, kuruş, metelik!

money zenginlik

Money, wealth, riches.

Para, zenginlik, servet.

money akçe

Dough, cash, money, moola, wonga, lucre, grease dosh, pennies!

Mangır, ekmek, akçe, peşin, servet, nakit sikke, kuruş, metelik!

money sermaye

Money market funds, bonds, stocks, large cap, small cap, treasuries.

Para piyasası fonları, bonolar, hisseler büyük sermaye, küçük sermaye, maliye