English-Turkish translations for mortal:

ölümlü · ölüm, ölümcül · olası · fani · ölüm oranı · insanlık, insan · öldürücü · other translations

mortal ölümlü

With a strong body and a handsome face what more could any mortal desire or deserve?

Güçlü bir vücudu ve yakışıklı bir yüzü var bir ölümlü daha ne isteyebilir veya hak edebilir ki?

It wants me mortal blood.

Beni istiyor Ölümlü kan.

Because I was making him mortal, okay?

Çünkü ben onu ölümlü yapmıştım, tamam mı?

Click to see more example sentences
mortal ölüm, ölümcül

It's a mortal wound. And right now I'm feeling pretty mortal.

Bu ölümcül bir yara ve şu an oldukça ölümlü hissediyorum.

A source of life And not a mortal danger.

Bir yaşam kaynağı olacak ölümcül bir tehlike değil.

A mortal wound.

Ölümcül bir yara.

Click to see more example sentences
mortal olası

It's a mortal wound. And right now I'm feeling pretty mortal.

Bu ölümcül bir yara ve şu an oldukça ölümlü hissediyorum.

This may be painful for a mortal.

Bu bir ölümlü için acı verici olabilir.

Angela, it's still considered a mortal sin.

Angela, bu hala büyük bir günah olarak görülüyor.

Click to see more example sentences
mortal fani

He's mortal, it is not him, and the same with Penelope.

O fani, o değil ve Penelope de aynı şekilde

Spirits, please accept my mortal apologies.

Ruhlar, fani özürlerimi lütfen kabul görün.

He's just a common mortal!

Sıradan bir fani işte!

Click to see more example sentences
mortal ölüm oranı

Yeah, but before doctors the infant mortality rate was incredibly high.

Evet ama doktorlardan önce çocukların ölüm oranı çok yüksekti.

The mortality rate is high, and it's very painful.

Ölüm oranı çok yüksek ve de çok acılı bir yöntemdir.

The cardiac-replacement procedure, it has a very low mortality rate.

Kalp nakli operasyonlarının çok düşük bir ölüm oranı vardır.

Click to see more example sentences
mortal insanlık, insan

That's no place for a mortal human.

Orası ölümlü bir insan için değil.

He rocks too hard because he's not a mortal man

Çok sert çalıyor çünkü ölümlü bir insan değil

Humans and dragons: Mortal enemies.

İnsanlar ve ejderhalar. can düşmanları.

Click to see more example sentences
mortal öldürücü

If he's mortal, then he's a witch, and if he dies as a witch, then he's stuck on the other side forever.

Eğer ölümlü olursa da bir cadı olur. Bir cadı olarak ölürse de öbür tarafta sonsuza dek sıkışıp kalır.

Another Dutchman dead in mortal sin.

Bir başka Hollandalı günah içinde öldü.

That's less than passenger car mortalities.

Bu araba kazalarında ölen sayısından daha az.