English-Turkish translations for most:

en · çok, en çok · çoğunlukla, çoğu · daha · en fazla · pek · birçok · pek çok · son derece · önem vermek · çoğunluk · other translations

most en

This is a very special day for my sister, probably the most important of her life.

Bugün kız kardeşim için çok önemli bir gün, belki de hayatının en önemli günü.

Most beautiful girl I've ever seen.

Şimdiye kadar gördüğüm en güzel kız.

Once upon a time, this guy had a gorgeous wife and the most adorable little boy.

Bir zamanlar, bu adamın harika bir karısı varmış ve dünyanın en sevimli oğlu.

Click to see more example sentences
most çok, en çok

This is a very special day for my sister, probably the most important of her life.

Bugün kız kardeşim için çok önemli bir gün, belki de hayatının en önemli günü.

Most of it good, but some of it very bad.

Çoğu iyi şeyler ama bazıları da çok kötü.

That would be most welcome.

Bu çok iyi bir karşılama olurdu.

Click to see more example sentences
most çoğunlukla, çoğu

And maybe the same is going to go for most of those kids. But that's not the point.

Ve belki o çocukların çoğu için de bu geçerli ama önemli olan o değil.

Most people aren't that young.

Çoğu insan o kadar genç olmuyor.

Most people don't notice other people.

Çoğu insan diğer insanları fark etmiyor.

Click to see more example sentences
most daha

I thought she thought work was most important, but there must be something more important there.

Sandım ki onun için daha önemli, Ama sanırım orada daha önemli şeyler var.

It's only gonna be a couple more hours at the most.

En fazla bir kaç saat daha sürecek, o kadar.

That is the most ridiculous thing I've ever heard.

Bu kadar saçma bir şey daha duymadım hayatımda.

Click to see more example sentences
most en fazla

And most important is once you're naked, there's not much more to do, you just dance, OK?

Ve en önemlisi bir kez soyunduğunda daha fazla yapılacak bir şey yok. Sadece dans et, tamam mı?

I don't know, five, maybe ten minutes at the most.

Bilmiyorum, beş, belki de en fazla on dakika.

A week, two weeks at most.

Bir hafta, en fazla iki hafta.

Click to see more example sentences
most pek

Most people wouldn't talk about this kind of thing but I learned a lot about myself there.

Pek çok insan bu tür bir şey hakkında konuşmazdı ama orada kendim hakkında çok şey öğrendim.

But most of all not here.

Ama pek çoğu burada değil.

Okay, well, he said that he was hurt by a hunter, which is most likely our sniper.

Peki, tamam, bir avcı tarafından yaralandığını söyledi, ki bu büyük ihtimalle bizim keskin nişancı.

Click to see more example sentences
most birçok

Oh no, Number One. I'm sure most will be much more interesting.

Hayır Bir Numara, eminim ki birçoğu bundan çok daha ilginç olacaktır.

I have heard it many times Hercules was the fastest, strongest, most agile man in the whole city.

Bunu birçok kez duydum ben. Herkül tüm şehirdeki en hızlı en güçlü, en çevik erkekti.

Yeah, more than most people.

Evet birçok insandan daha fazla.

Click to see more example sentences
most pek çok

Most people wouldn't talk about this kind of thing but I learned a lot about myself there.

Pek çok insan bu tür bir şey hakkında konuşmazdı ama orada kendim hakkında çok şey öğrendim.

Well, where is he now, when you need him most?

Peki şimdi, ona en çok ihtiyacın olduğunda nerede?

To most women, not many other women are good people.

Pek çok kadın için, diğer kadınların birçoğu iyi değildir.

Click to see more example sentences
most son derece

For most fish the open ocean is extremely dangerous.

Birçok balık için okyanus son derece tehlikelidir.

This is most unpleasant, Hastings.

Bu son derece nahoş, Hastings.

But most convenient for us.

Ama bizim için son derece uygun.

Click to see more example sentences
most önem vermek

This is the most important decision in the man's life.

Bu, bir insanın hayatında vereceği en önemli karar.

Apart from the pleasantness of the task, you instantly become the most important one to me.

Görevin vereceği hazzı bir yana atarsak sen bir anda benim için en önemli kişi haline geldin.

Whoever cares the most, wins.

En çok önem veren kimse kazanır.

most çoğunluk

Children's books mostly.

Çocuk kitapları çoğunlukta.

Mostly white and middle class.

Çoğunluk beyaz ve orta sınıftan.